Fişek Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı














 

DÜŞÜNCE ATÖLYESİ (WORKSHOP)

1. Neden başladı ?

Gereksinme vardı.

12 Eylül bir çok alanda olduğu gibi, sağlık, alanında da yıkıcı etkiler göstermişti. Çalışanların yaşam, moral ve coşku düzeyindeki düşüş, belirli bir ülküyle “iş”ine sarılanları, “iş”ini bir yaşam biçimi olarak benimseyenlere zor geliyordu. Yine 12 Eylül politikalarının, kişiye kendisini “yalnız” ve “çaresiz” hissettirmesi de, iletişimi ve dayanışmayı önemli ölçüde azaltmıştı.

Yine 12 Eylül politikalarının, sağlıkta özelleştirme hayali, “toplum hekimliği (sosyal hekimlik) felsefesi”nin terkedilmesini ve adının bile zihinlerden silinmesini hedeflemişti.

Sağlık çalışanları ile toplum arasındaki “çıkar + amaç” birlikteliğinin koparılmaya çalışılması da bu gelişmelerin bir ürünüydü. Bunu sağlamada, “halkın sağlığını koruma” ile yükümlendirilmiş olan Türk Tabipleri Birliği ve diğer sağlık meslek örgütlerine müdahale önemli bir araç olarak kullanılmıştır. Kamuda çalışanların meslek örgütlerine üye olma zorunluluklarının kaldırılması, merkezlerinin Ankara’ya alınması vb işlevlerde, kurum kimliğinin sürdürülmesinde ve insangücü sağlanmasında güçlükler yaratmıştır.

Sağlık alanındaki benzeri ters-gelişmeler, diğer alanlarda da kendisini göstermiştir. İşçi sağlığı iş güvenliği konusunda çalışan ekibin ana elamanlarından olan mühendisler, sosyal politika uzmanları için de benzer ters-gelişmeler yaşanmıştır. Sözgelimi, 1982 yılında YÖK uygulaması ile, “sosyal politika” bölümünün adı “çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri” olarak değiştirilmiş ve böylece işlevinin dar bir alana hapsedilebileceği düşünülmüş; uzunca bir zaman diliminde de gerçekten bu başarılmıştır.

Yine aynı dönem, kişilerin “yalnız”laştırılması, “dayanışma coşkusundan yoksun” bırakılmasının, yani “a-sosyal”leştirilmelerine koşut olarak “a-siyasal”laştırılmışlardır (a-siyasallaşmayı depolitizasyon karşılığı olarak kullandık). Kendi köşelerinde okuduklarını paylaşıp geliştiremeyen bireyler, bunları uygulamaya geçirmekte de bir çok zorlukla karşı karşıya kalıyorlardı.

Bütün bunları aşabilmenin bir yolu olarak, insanların biraraya gelmeleri, birbirlerini dinlemeleri, görüşlerini dillendirmeleri ve böylece yalnız olmadıklarını anlamaları amaçlanmıştır. Düşünce ürünleri ile deneyimlerini birbirlerine aktararak, toplantılarda zenginleşmeleri hedeflenmiştir. Bu zenginliklerini, çalıştıkları toplum örgütlerine taşımaları beklenmiştir. Buna karşın, ilk toplantılardaki yanlış anlamalara karşın, bu yapı altında örgütlenmeleri, hiç bir zaman düşünülmemiştir.

2. Nasıl bir yöntem seçildi ?

Yukarıda tanımlanan gereksinmeleri hissedenlerin biraraya gelmesinde, herkesin konuşması zorunluydu. Herkesin “bilgi ve deneyimleri” ile birlikte tanınması çok önemliydi. Toplantılarda “tek-yönlü” konuşma yerine “aktif” yöntem yeğlenmiş ve herkesin tartışmalara katılması özendirilmiştir.

Böylece konuların, çok-yönlü olarak tartışılmasının yanında herkesin görüşlerini ve “deneyim-yükü”nü (back-ground) aktarması sağlanmıştır. Grubun kendisini zenginleştirmesi hedeflendiği için, konu seçiminden tartışma yöntemine kadar yoğun bir iletişim ve katılım yaşanmıştır.

Toplantılara katılımcı sayısı sınırlı tutulmuş ve hiçbir koşulda 40’ı aşması istenmemiştir. Kullanılan salonunda ancak bu kadar kişi alabilmesi, amaca ulaşmayı kolaylaştırmıştır. Halka tarzında oturma biçiminin geliştirilmesi, herkesin birbirini görerek konuşmasını sağlamıştır.

Toplantılar için ilk beş yılda seçilen ortam da önemli bir belirleyici olmuştur. Prof.Dr.Nusret H.Fişek’in yaşamının son 6 ayının önemli bir bölümünü geçirdiği, Varlık Mahallesi’ndeki (Ankara-Akköprü) bahçe içinde ve ağaçlar ve çiçekler arasındaki ev ve açık-büfe yemekler, yeni tadlar ve keyifler oluşturmuştur.

Her toplantının sonunda, bir sonraki konunun seçiminin yarım saat süreyle tartışılması (Zaman zaman herkesin öncelikli konularını “kağıt pusula”lara yazıp oylanması vb uygulamalar), konuların birbirini izlemesini getirmiştir. Bu da çekirdek grubun zenginleşme basamaklarını tırmanmasında önemli etmenlerden olmuştur.

 

3. Nasıl gelişti ?

Fişek Enstitüsü, okur seminerlerine başlarken çevresinde sağlıkçıların ağırlıkta olduğu bir gönüllü topluluğu vardı. Tartışılacak yeni konular seçilirken, her okur seminerinin sonunda, katılımcılarca belirlenmesi yönteminin seçilmesi, bilinçli olarak gönüllülerin yönlendirmesini getirmişti. Bu da konuların sağlık boyutunun gözetilmesini getirmişti.

Ama giderek, bu tartışma ortamlarının çok değişik mesleklerden kişilerin ilgisini çekmesi, gönüllülerin meslek profillerinin çeşitlenmesi, konuların da sosyal içeriklerinin artmasını ve söyleminin herkesin anlayabileceği bir doğrultuda gelişmesini sağlamıştır.

Biz başladığımızda böylesi çalışma örnekleri çok sınırlıydı. Bizim duyabildiğimiz İstanbul’da az sayıda sosyal bilimcinin biraraya gelerek böylesi tartışmalı toplantılar yaptığıydı.

Okur seminerlerindeki içerik ve söylem değişikliği kadar, toplumda yeni yeni “seminer” çalışması yapan grupların ortaya çıkması, katılımcıların bir bölümünün uzaklaşmasını getirmiştir. Ama 6 yıl sonra bugün de görülen odur ki, 1992 yılından beri, bu çalışmaları sürekli olarak izleyen 15 kişilik bir çekirdek grup oluşmuştur.

Tartışma grubunun büyüklüğünün bilinçli olarak 35-40 kişiyle sınırlı tutulduğu düşünülürse, çekirdek grubun katılımcıların %40’ını oluşturduğu görülmektedir. Bu önemlidir. Çünkü hem her toplantıda geçmiş birikimlerin ve söylem birliğinin etkisi hissedilmekte ve her toplantı geçmişte konulan bir tuğlanın üzerine bir tuğla konulmasını getirmektedir.

 

4. Yirmialtı Okur Seminerlik Maraton

4.1.Bugüne değin düzenlenen okur seminerlerinin konu dizini ve tarihleri:

Türkiye’nin Sağlık Sistemi ve Çalışma Koşulları İlişkisi (7-8 Kasım 1992, Ankara)

Kent, İnsanı ve Sağlığı (16-17 Ocak 1993, Ankara)

Birinci ve İkinci Basamak Sağlık Örgütlenmesi (27-28 Şubat 1993, Ankara)

Kentte, 7-17 Yaş Çalışan ve Çalışmayan Çocukların Sağlık-Sosyal Sorunları ve Sosyalleştirilmiş Sağlık Hizmetlerindeki Yeri (8-9 Mayıs 1993, Ankara)

Sosyal Sigortalar Kurumu Çıkmazı (10-11 Temmuz 1993, Ankara)

Özelleştirme ve Sağlık (11-12 Eylül 1993, Ankara)

Yerel Yönetimler ve Sağlık (20-21 Kasım 1993, Ankara)

Sağlıkta Toplum Katılımı (22-23 Ocak 1994, İzmir)

Sağlık ve Medya (2-3 Nisan1994, İstanbul)

Sanayide ve Sağlıkta Kalite (4-5 Haziran 1994, Ankara)

Çalışma Yaşamının Demokratikleşmesi ve Sağlık (1-2 Ekim 1994, Ankara)

İlaç ve Gıda Politikaları (19-20 Kasım 1994, Ankara)

İşyeri Hekimliği Uygulamaları (11-12 Şubat 1995, Ankara)

Sağlıkta “Reform” Tasarıları: Özelleştirme, Aile Hekimliği ve Genel Sağlık Sigortası (25-26 Mart 1995, Ankara)

Teknoloji ve Sağlık (27-28 Mayıs 1995, Ankara)

Sağlıkta İnsangücü Planlaması (23-24 Eylül 1995, Ankara)

Temel Sağlık Hizmetlerinde Sağlık İnsangücü (25-26 Kasım 1995, Ankara)

Kültür,Kent ve Sağlık (3-4 Şubat 1996, İstanbul)

Toplum Örgütlerinde Demokratik Katılım (1-2 Haziran 1996, Ankara)

Kadının Konumu - Sorunları ve Toplum Hekimliği Eylemi (28-29 Eylül 1996, Ankara)

Prof.Dr.Nusret H.Fişek’in Eyleminin Farklı Boyutlarının İrdelenmesi

(23-24 Kasım 1996, Ankara)

Madde Bağımlılığı (21-22 Haziran 1997, Ankara)

Yaşam Kalitemiz ve Mikro Göstergeleri (22-23 Kasım1997, Ankara)

Yurttaşlık Bilinci ve Yurttaş Eylemi (21-22 Şubat 1998, Ankara)

Takım Oyununun Ön Koşulu Olarak İletişim ve Etkileşim (23 Mayıs 1998, Ankara)

Toplumsal Duyarlılığın Geliştirilmesi (Örnekolay: Çalışan Çocuklar) (26 Eylül 1998, Ankara)

İnsanın Kimlik Savaşı (Birey Olma) (21 Kasım 1998, Ankara)

 

4.2. Bu maraton katılımcılarına çok şey kazandırmıştır :

*SESLERİNİ VE ÜRÜNLERİNİ DUYURMA OLANAĞI :

Kazanımlar içerisinde en önemlilerinden biridir. Düşünceleriyle yön verebildikleri, çalışmalarını aktarabildikleri ve böylece çoğaltabildikleri, ülkülerini yaşatan ve yansıtan bir iletişim kanalı (dergi) elde etmişlerdir. Medyanın giderek tekelleştiği, reklam kaygılarıyla, belirli çıkar çevrelerini rahatsız eden görüşlerin hiç dile getirilemediği bir ortamda, bu çok önemli bir olanak... Gücü, katılımcıların gücünün bir göstergesi ... Katılımcıların yaydığı ve sesini duyurduğu ölçüde, paylaşılan ülküler yayılacak ve duyulacak...

*DOST ORTAMI VE ÇOĞALMA :

Bir diğer kazanım : Katılımcıların birbirini kazanması. Değişik meslek kümelerinden yeni yeni arkadaşlar ve onların dostluklarının kazanılması. İnsanlar birbirlerini arıyor ve yeni bir okur seminerini (yeni söyleyişiyle düşünce atölyesini) bekliyorlar. Birlikte üretmenin getirdiği kıvançla bu özlem bitiştiğinde, iller arasındaki uzaklıklara da aldırmaksızın toplanılıyor. Boş zaman etkinliğiyle, işi; işle eğlence birbirine katılıyor.

Bugüne değin, okur seminerlerine katılan Çalışma Ortamı dergisi okurlarının geldikleri illerin dökümü şöyle : Ankara, Balıkesir, Edirne, Denizli, İstanbul, İzmir, Kırşehir, Manisa, Ordu, Samsun, Sivas.

*AYRINTIDA ANLAŞANLAR BİR “DÜŞÜNCE OKULU” OLUŞTURMASI :

Yeni bir mücadele platformunda ve yalnızca temel görüşlerde değil, ayrıntılarda da birbirini tanımaya ve düşünce frekanslarını eşleştirmeye başlanıyor. Onun için zaman zaman Çalışma Ortamı dergisinde de vurgulandığı gibi, okur seminerleri giderek bir “okul”a, bir “düşünce okulu”na dönüşüyor.

*BİR HAZİNE : ORTAK ÜRÜNLER

Okur seminerlerinde (şimdiki adıyla düşünce atölyelerinde) yürütülen tartışmalar ve oluşturulan birikimlerin, olabildiğince, tüm dergi okurlarıyla paylaşılabilmesine çalışılmıştır. Bunun için Çalışma Ortamı dergisinde “Büyüteç” adıyla bir bölüm oluşturulmuş ve birikimler buraya yansıtılmıştır. Bugün Çalışma Ortamı dergisinin sayfalarını karıştırdığımızda, çeşitli alanlarda hazırlık yapabilmek için, tez yazabilmek için, değerli bir bilgi ve deneyim hazinesine başvurabilme olanağı bulunmaktadır.

*KATILIM : ÇALIŞMA ORTAMININ İÇERİĞİNİ ETKİLEME

Bir kazanımımız, derginin içeriğini etkileyerek, düşüncelerin odaklaştığı noktada - örneğin sağlık hizmeti, özelleştirme, toplumsal duyarlılık- Çalışma Ortamı dergisinin de odaklaşmasını sağlamak olmuştur. Böylece, aynı ülküyü benimseyen, ancak değişik ilgi alanlarında eylemi olan kümelerin, etkili olmaya çalışıp, dergiyi yönlendirmeleri için bir çeşit “YARIŞMA” çağrısında bulunulmuştur.

Onun için başlangıçta halk sağlığı konuları ağırlık kazanmıştı. Ama ondan sonra, katılımcıların mesleklerinin farklılaşmasına bağlı olarak, farklı mesleksel konulardaki çarpıklıkların ortak kökeni ve “sosyal” boyut önem kazanmaya başlayınca, halk sağlıkçıların azalması olgusuyla karşılaşıldı. Bu da dergi içeriğinde kendisini belli etti.

Çalışma Ortamı dergisinde yer alan telif yazıların çok büyük bir bölümünün, okur seminerlerine katılanlarca üretilmiş olması da tüm bu anlatılanların bir göstergesi olmuştur.

*SON DÜŞÜNCE ATÖLYESİ (OKUR SEMİNERİ) :

26 Eylül 1998’de toplanan son seminerde, “Toplumsal Duyarlılığın Geliştirilmesi” konusu tartışılmıştır. Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden Sayın Fatma Özdemir Uluç’un yönlendirdiği toplantı, aşağıdaki plan doğrultusunda geliştirilmiştir:

...

Toplantı sonunda, bir dahaki düşünce atölyesinde “İnsanın Kimlik Savaşımı (Birey Olma)”nın tartışılması konusunda görüşbirliğine varılmıştır.

*SON KATILIM DENEMESİ :

26 Eylül 1998’de toplanan son seminerde, çeşitli nedenlerle toplantıya katılma olanağı bulamadığı halde, “gönlü” katılımcılarla birlikte olanlara da, bir katılım yolu açılmıştır. Toplantı öncesi, faks, posta, elektronik posta yoluyla gönderecekleri görüşleri, bir “sunum”a dönüştürülerek, katılımcılara duyurulmuştur.

Yeni uygulamaya kendisini hızla uydurarak ilk yazılı katılımları gerçekleştiren katılımcılara teşekkür ederiz. Katılımcılar ve yazı başlıkları şöyle:

Cihat UYSAL (Mimar) - Toplumsal Duyarsızlığın Kaynak ve Sonuçları

Mehmet ÖĞET (T.Harb İş Sendikası Kayseri Şubesi) - Toplumsal Duyarlılığın Geliştirilmesi

Yılmaz KIZILIRMAK (Dev Maden Sen Sendikası Uzmanı) - Duyarlılıktan Özgürleşmeye

İlyas KÖSTEKLİ, Ahmet EKİNCİ (Petrol İş Sendikası Uzmanları) - Toplumsal Duyarlılık Kavramı

Prof.Dr.Necati DEDEOĞLU (Akdeniz Üniv.Tıp Fak. Halk Sağlığı)- Toplumsal Duyarlılık

İzzet ÇETİN (T.Harb İş Sendikası Genel Başkanı) - Toplumsal Duyarlılığın Geliştirilmesinin Yolu Siyasal Katılımdan Geçiyor

 

4.3. Bu maraton Fişek Enstitüsü’ne çok şey kazandırmıştır :

İki ay gibi kısa bir periyodda biraraya gelen yaklaşık 30-35 kişilik gönüllü bir topluluğun dinamizmi, Fişek Enstitüsü’nün önemli bir ivme yakalamasına neden olmuştur. Toplum hekimliği felsefesinin, yaşamın tüm kesitlerine uygulanması çabasının, böylesi nitelikli ve inatçı bir toplulukça paylaşılması çok önemlidir. Çünkü gerek konuların çok boyutlu ve derinlemesine ele alınmasına olanak vermiştir; hem de Enstitü yönetiminin çalışma temposunu da etkilemiştir.

Çalışmalar, yalnızca katılanlarda değil, katılamayanlarda da olumlu izlenimler ve etkiler yaratarak, Fişek Enstitüsü’nün bir “umut” kaynağına dönüşmesine neden olmuştur. Bazı toplum örgütlerinde çalışanların düş kırıklıkları ve dışlanmaları sonrası, bu arkadaşların da gönüllüler arasına katılması, zaman zaman katılımcıların kendi aralarında kullandıkları deyimle “sığınmaevi” olarak nitelenmesine yol açmıştır.

Prof.Dr.Nusret H.Fişek’in, yalnızca tıp alanında değil, aynı zamanda sosyal bilim alanındaki karizması, her zaman hissedilmiştir. Onun ışık tuttuğu yolda hareketlenen ve düzenin kendilerini yönlendirmek istediği “bireyci” çizgiden rahatsız olan “toplumcu”lar, Enstitü çatısı altında kenetlenme ve kendilerini ifade ortamı bulmuşlardır. Bu da Enstitü’nün gücü ve kazanımı olmuştur.

Tartışılan konuların Çalışma Ortamı dergisine yansıtılması da, kalıcılıklarının ve referans olarak kullanılmalarını sağlamıştır. Böylece Fişek Enstitüsü, bir yönüyle “ekol (okul)” ve bir yönüyle “bilgi-belge merkezi” niteliğine kavuşmuştur.

 

6. Ufuktaki Çalışmalar :

Zenginliklerin, toplantıya katılan gönüllüler aracılığıyla diğer toplum örgütlerine taşınması tasarlanmıştı. Yine tasarılardan biri, “Toplum Örgütleri ve Sağlık (3D) Eylem Önerisi” idi (Çalışma Ortamı Dergisi, Sayı :13 Sayfa 22, Mart-Nisan 1994) .

Ufukta, "Düşünce Atölyesi” çalışmalarının, aynı ülküleri paylaşan başka başka toplum örgütleri ile birlikte, “seçilmiş” bazı alanlarda yürütülmesi görünmektedir. Herhalde bu çalışmalar “Düşünce Atölyesi Birliktelikleri” diye adlandırılacaktır.

Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı
Selanik Cad. 52/4 Kızılay-Ankara
Tel : 0.312.4197811, Faks : 0.312.4252801
http://www.fisek.org.tr