| |
| II.ULUSAL ÇOCUK KÜLTÜRÜ KONGRESİ Prof.Dr.A.Gürhan Fişek Ülkemizde "çocuk emeği"ne yönelik bilimsel çalışmaların ilk filizleri, 1979 yılında "Uluslararası Çocuk Yılı"ndan yararlanılarak sunulmaya başlanmıştır. Bu çalışmaların sunduğu verilerin ışığında, çocuk çalışması üzerine düşünce üretimi ve duyarlılaştırma çabaları giderek yoğunlaşmıştır. Çocuk Emeği ile ilgili eylemlilikler ancak uğraş verilecek alanın tanınmaya ve tanımlanmaya başlamasından sonra ortaya çıkmaya başlamıştır. Çocuk Emeği üzerine yayın dünyasında bir inceleme yapıldığında, önce gazetelerde çıkan yazılarla karşılaşılmaktadır. Özellikle, 1987 yılında çıkarılan Çıraklık, Kalfalık ve Ustalık Yasası, getirdikleri ve uygulama konusunda, çeşitli gazetelerde yazılar çıkmış ve bu konuda duyarlılık oluşturulmaya çalışılmıştır. Gazete yazılarını, çeşitli dergilerde yazılan ve konuyu daha derinlemesine aydınlatan, elde edilen araştırma verilerin sunulmasına olanak veren makaleler izlemiştir. Özellikle, 1980'li yıllar ile 1990'lı yılların başlarında, çocuk emeği üzerine yapılan araştırmalarla, alanın daha iyi tanımlanabildiği görülmektedir. Kitap, çoğaltılmış çalışmaların yaygınlık kazanması ise 1992'yi izlemektedir. Bu yaygınlaşmada, en önemli rolü, Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından önce 6 ülkede başlatılan (Türkiye de içinde), "Çocuk Emeğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Programı(IPEC)"nın etkisi büyük olmuştur. Yayınlar incelendiğinde, gerek o yayını yapan kuruluşun ve gerekse yapılan çalışmanın ezici çoğunlukla, bu program kapsamında olduğu görülecektir. Bugün erişilen noktada, toplum yaşamında ağırlığı olan bir çok kamu kuruluşu, meslek örgütü ve sendikaların da içinde bulunduğu toplum örgütlerinin, çocukların çalıştırılmasına son verilmesi için eylemlilik ve bir Danışma Kurulu aracılığı ile birbirleriyle iletişim halinde oldukları görülmektedir. Son on yılda bu kuruluşlarca gerçekleştirilen çalışmalar, önceki 65 yılda yapılanlardan daha fazladır. Son on yılın gündemini "1990'ların Çocuk Politikası Ulusal Kongresi"nde kabul edilen çalışan çocuklarla ilgili amaç ve çözümler belirlemiştir.
1990'ların Çocuk Politikası Ulusal Belgesi 23-24 Mart 1989'ta gerçekleştirilen ön-toplantılarla, hazırlıkları yapılan, çalışan çocukların, durumlarının, sorunlarının ve çözümlerinin saptanması için geniş katılımlı süreç, ürününü "1990'ların Çocuk Politikası Ulusal Kongresi (26-27 Mayıs 1989 Ankara)" ile vermiştir. Çocuk Hakları Bildirgesi'nin ülkemiz tarafından kabulü ile bu alandaki çalışmalar daha da yaygınlaşmış ve uygulama etkilenmeye çalışılmıştır. 1990'ların Çocuk Politikası Ulusal Kongresi (26-27 Mayıs 1989, Ankara) Raporu, öğrenim çağındaki çocukları şöyle kümelendirmektedir : 1. Tam-zamanlı çalışan çocuklar 2. Yarı-zamanlı çalışan çocuklar a. Yalnızca okulların tatil olduğu yaz aylarında çalışanlar b. Okul-dışı zamanlarda çalışanlar 3. Çalışmaya öğrenciler 4. Hem çalışmayan ve hem de öğrenimlerini sürdürmeyen çocuklar. Daha önce yapılan araştırmalardan elde edilen bilgilerin ışığında, bu kümelerin sağlık durumları, arkadaşlık ilişkileri, boş zaman etkinlikleri, gelecek beklentileri ve çözüm olanakları yönünden önemli farklılıklar gösterdiği vurgulanmıştır. Bu hem çocukların ve hem de yetişkin oldukları, iletişim ve dayanışma yönünden büyük sakıncalar oluşturabilmektedir. Giderilmesi önem taşımaktadır. Yukarıdaki kümelemenin ilk iki maddesini oluşturan çalışan çocukları ise 3 alt kümede toplamaktadır: 1. Çocuk işçi statüsünde çalışan çocuklar, 2. Çırak statüsünde çalışan çocuklar, 3. Sokakta çalışan ve yaşayan çocuklar. Bu belirlemeler, toplantıya katılan uzmanların son on yıl içerisinde elde ettikleri bilgi ve deneyim birikimiyle ortaya koydukları ve ülkemiz için yeni olan kümelendirmelerdi. Yine o gün için yeni ve çok önemli bir saptama daha yapılmıştır: "Ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda köklü dönüşümler gerçekleşmeden, çocuk emeğinden yararlanma olgusunun ortadan kaldırılamayacağı, zorlamaların, çocukları daha korumasız bir konuma iteceği, bunun için de çocuklara kısa vadede yarar sağlayacak önlemlere yönelinmesi gerek(ir)". Bu önemli saptama, 1992 yılında, ülkemizde de uygulamaya konulması kararlaştırılan "Çocuk Emeğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Programı"nın (ILO/IPEC) yönlendirilmesinde de belirleyici olmuştur. Bu program, ilk ortaya konulduğunda, adından da kolayca anlaşılabileceği gibi, çocuk işçiliğine karşı radikal bir bakış açısı içeriyordu. Başta Türkiye olmak üzere programa katılan diğer beş ülkenin (Brezilya, Hindistan, Endonezya, Kenya, Tayland), bu hedefin ancak uzun erimli olabileceğini, ekonomik ve sosyal koşullar değişmeden çocuk emeği gerçeğinin "zorla" değiştirilemeyeceğini öne sürmüşlerdir. Bu tez benimsenmiş ve bugün iki aşamalı bir strateji benimsenmiş görünmektedir : Bunlardan ilkinde, "kısa erimli" program hedeflerinden sözedilmekte ve çalışan çocuklarının yaşamlarının kolaylaştırılması hedeflenmektedir. Çalışma koşullarının düzeltilmesi, sağlık hizmetlerinin ulaştırılması, boş zaman etkinlikleri ve eğitim olanaklarının geliştirilmesi bunlar arasında sayılabilir. İkinci aşama ise, temel hedeftir: Çocukların çalışma yaşamından uzaklaştırılması. Ancak bu "uzun erimde", sosyal politikalarla desteklenerek, yoksulluğun, işsizliğin, sosyal güvencesizliğin üstesinden gelinerek yenilebilir. Kamuoyunun duyarlılaştırılması, konunun tüm boyutlarıyla ortaya konulması ve çocukların çaresizliklerinin vurgulanması, bu hedefe ulaştırılmasında ilk adımlardır. Kısa erimli program hedefleri, aynı zamanda çocuklara eylem içinde haklarını tanıtarak, insan hakları belgelerinin kendilerine sunduğu çağdaş yaşam olanaklarını tanımalarını da sağlamaktadır. Rapor çalışan çocuk çözümüne yönelik olarak yürütülecek çalışmaları 1. Çocukların çalışma yaşamını katılmalarını geciktirmek a. En etkili yöntem olarak ilköğetim süresinin 8 yıla çıkarılması, b. Bu alanda yapılacak araştırmaların özendirilmesi, c. Çalışan çocuklar konusunda sağlıklı politikalar üretebilmek , kurumlararası eşgüdümü sağlayabilmek vb için "sürekli bir izleme komitesi" kurulması, d. En az çalışma yaşı ile ilgili olarak yasalardaki çelişkilerin giderilmesi, e. İş Yasası'nın 82.maddesinde öngörülen ve işyerlerine sağlık, eğitim hizmetlerinin ulaştırılmasını düzenlemesi beklenen tüzüklerin 53 yıldan sonra bir an önce çıkarılması. (Raporu izleyen on yıl içerisinde "e"maddesi dışında önemli adımlar atılmıştır) 2. İşçi Statüsünde Çalışan Çocukların Konumlarını İyileştirilmek : a. Tarım kesiminde çalışan çocukların iş hukuku şemsiyesi altına alınması, b. İlköğretimde işe dönük bilgi ve becerilerin kazandırılması ve köylerde yöresel özelliklerin gözetilmesi, c. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın özellikle işçi sağlığı iş güvenliği teftişlerinin etkinleştirilmesi, d. SSK'nun yasasının öngördüğü koruyucu hizmet yükümlülüklerini yerine getirmesi, e. Yasa gereği işyeri hekimi bulundurulması gereken işyerlerindeki uygulama eksiklikleri giderilmesi ve geliştirilmesi ; bu yükümlülüğü olmayan ve daha çok çocuk işçileri çalıştıran küçük işyerlerine de ortaklaşa birimler aracılığıyla, bu çağdaş olanağın yerleştirilmesi. (Raporu izleyen on yıl içerisinde "c" ve "e"maddelerinde yoğun çabalar gösterilmiş ve model çalışmalar üretilmiştir.) 3. Çırak Statüsündeki Çalışan Çocuklarını Konumunu İyileştirmek : a. Meslek seçimi ve mesleğe yönlendirme konularına önem verilmesi b.Meslek eğitiminde yeni iş çeşitleri, iş kolları ve teknolojik yenilenmelerden yararlanılması, c. Meslek eğitiminde tekrarlardan kaçınılması ve yaygın eğitim etkinlikleriyle bütünleştirilmesi, d. Çırakların öğrenci niteliklerinin yanında işçi niteliği de kazanmalarının sağlanması, e. Pratik eğitim gördükleri işyerlerinin sağlık-güvenlik koşullarının geliştirilmesi (Bu amaçla, işçi sağlığı iş güvenliği teftişinin etkinleştirilmesi) ve ancak bu koşullara uyan yerlerde çırak çalıştırılması, f. Tüm örgün eğitim kurumlarında okul sağlığı örgütlenmelerinin geliştirilmesi. (Raporu izleyen on yıl içerisinde "d" ve "f" maddeleri dışındaki konularda çaba gösterilmiştir.) 4. Sokakta Çalışan ve / veya Yaşayan Çocukların Konumunu İyileştirmek: a. Çocukların para kazanmaya olan yoğun gereksinmelerinin azaltılması, b. Sağlık ocakları ile bütünleştirilmiş ya da bütünleştirilmemiş sosyal hizmet büroları açılması, c. Sokakta yaşayan ve evinden kaçan çocuklara barınma olanakları sağlanması. (Raporu izleyen on yıl içerisinde, yoğun göçlerle sorunun ağırlaşmış olması ile konu toplumun giderek artan ölçüde gündemine gelmiş; sorunun aşılması için çabalar ve model çalışmalar ortaya konulmaktadır).
Bu çalışmanın önemi, izleyen on yılın uygulamalarını belirleyen belge olmasından kaynaklanmaktadır. Yukarıda kısa kısa notlarla değinildiği gibi, önerilerin hemen tümü ele alınmış, bazıları için pilot çalışmalar ve "model" uygulamalar yapılmış; olabilirlikleri denenmiştir. Bu aşamaya gelmemiş olanlar ise yavaş yavaş gündeme girmektedir. Bu bakımdan, 75 yıllık gelişim sürecinde, çalışan çocuklar için, "çocukluklarını yaşama olanağı" sunulamamış olsa bile, bu dönemlerini en az zararla atlatmaları, boş bir hayal olmaktan çıkmıştır.
Çocuk Emeği ile İlgili Eylem Programları Ülkemizde çocuk emeği ile ilgili eylem programlarına bakıldığında dört küme dikkati çeker:
1.1. Çıraklık - Kalfalık - Ustalık Sistemi : İnsanın ilk kez besinini elde etme çabasını izleyen, işin, oğluna-kızına öğretilmesi ve devredilmesi uygulaması, işin ustasından çırağına öğretilmesine dönüşmüş; bilebildiğimiz kadarıyla, ülkemizde 13.yüzyılda bu sistemin "Ahilik" sistemi adı altında örgütlenmiştir. Ahilik sistemi ve onu izleyen gedik sistemi, 19.yüzyıl başlarına kadar ağırlığını korurken, Osmanlı İmparatorluğu'nda ağırlık kazanmaya başlayan kapitalist girişimlerle bağdaşmazlığı dolayısıyla, "sistem" 1908'de tamamen yasaklanmıştır. Ancak, lonca sisteminin ortadan kaldırılması, usta-kalfa-çırak ilişkisini ve meslek eğitimi biçimini değiştirememiş ve günümüze kadar yeni koşullara uyarak gelmesini engellememiştir.
1.2. İkili Eğitim - Çıraklık Eğitimi: 1926 yılında çıkarılan Borçlar Yasası, "çıraklık sözleşmesi" yapılmasını olanaklı kılarken; çıraklık-kalfalık-ustalık sisteminin kurallarına ilişkin herhangi bir düzenleme getirmemiştir. 1977 yılında çıkarılan 2089 sayılı Çıraklık Kalfalık ve Ustalık Yasası'na kadar -bu konudaki çabalara karşın- herhangi bir düzenleme ortaya konulamamıştır. Bu yasanın çıkarılmasını izleyen yıllarda elde edilen deneyimler, 1986 yılında 3308 sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim Yasası'nın çıkarılmasını ve hızla ülke düzeyinde uygulamaya geçirilmesini getirmiştir. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından yönlendirilen uygulama ile, bu Bakanlığa bağlı Çıraklık Eğitimi Merkezleri'nde 18 yaşında küçük çocukların kayıt olabildiği ve kısmi sosyal sigorta olanaklarında yararlanarak teorik-pratik eğitimlerin sürdürülmesi sağlanabilmektedir. 1.3. İkili Eğitim - MEKSA Projeleri : İşyeri-okul bütünlüğüne dayalı, iki ayrı eğitim ortamında gerçekleştirilen eğitim çalışmalarıdır. Bu nedenle bu sistemde okul ve öğretmen kadar, hatta ondan dah çok işyerine, öğretici ustaya ve işyeri temsilcileri olan meslek kuruluşlarına görevler ve sorumluluklar düşmektedir. Meksa'nın bu alanda geliştirdiği projeler, esnaf - sanatkar dernekleri, birlikleri, federasyonları ve çatı kuruluşları olan konfederasyonların etkin katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde kurdukları eğitim merkezleri ile model çalışmalarını sürdürmektedirler
2.1. Türkiye Kalkınma Vakfı'nın çalışmaları : TKV tarafından başta Durağan olmak üzere bir çok kırsal bölgede toplum kalkınması çalışmaları yürütülmektedir. Kırsal alanda yaşayan çocukların, erken yaşta, kiralanması, gurbete çıkmak zorunda kalması ve ağır işlerde çalıştırılmalarının altında, kırsal yoksulluğun ve çaresizliğin yatmasından hareketle, tüm aile bireylerinin gereksinmelerinin hafifletilmesine çalışılmaktadır. Bu girişimler, özellikle, Durağan'da çocuğun (emeğinin) mevsimlik kiralanması uygulamasının, kamuoyuna duyurulması ve hafifletilmesi yolunda başarılı bir sınav vermiştir.
3.1. Fişek Modeli : Çocuk çalıştıran küçük işyerlerinin çalışma ortamlarının geliştirilmesi ve buralarda çalışan çocukların başta koruyucu sağlık hizmetleri olmak üzere, "sosyal" boyutunu da içine alacak biçimde "işçi sağlığı iş güvenliği" hizmetlerinden yararlanmalarını hedefleyen bir çalışmadır. Hazırlıklarına 1982 yılında başlanılan Fişek Enstitüsü'nün, küçük işyerlerini bir ortak sağlık-güvenlik birimi çevresinde örgütlemesiyle yürütülmektedir. Yürüyen Kliniklerle (mobil ünit) küçük işyerlerine ulaşılması, Çıraklık Eğitim Merkezlerinde okul sağlığı birimleri oluşturulması ve bu çalışmaların yapıldığı küçük sanayi sitesinde bir "sanayide sağlık merkezi" kurulmasıyla uygulamaya konulmaktadır.1992 yılında ILO/IPEC kapsamında destek alan çalışmalar, büyük bir sıçrama göstermiştir. Bugün, kendi ürettiği olanakları da kullanarak yaşamını sürdürebileceğini kanıtlamış olup, çalışmalar Ankara, İstanbul, Denizli'de 5 merkezde yürütülmektedir. Bu model, toplumsal içerikli önlemlerin yaşama geçirilmesinde, işçi sağlığı iş güvenliği önlemlerini ve çocuk çalıştıran küçük işyerlerini öncelikli hedef olarak seçmiştir. Türkiye için "ilk"leri getirdiği gibi, dünya için de "ilk"ler ve "özgünlükler" taşımaktadır. Bunlar arasında, 500'ün üzerinde küçük sanayi işletmesini kapsama alabilmesi, sağlık-mühendislik-sosyal bilim boyutlarını kaynaştırmasını, kız çıraklarla ilgili çalışmalarla kadın çalışmalarını aynı potada eritmesini ve bir odak çevresinde kenetlenen çok sayıda merkezden oluşan moduler yapısını belirtebiliriz. Toplum hekimliği ile uyumlu bir yaklaşım sergileyen model küçük sanayi işverenlerinin düzenli katkılarıyla sürdürülebilirliğini sağlamıştır.
3.2. Türk İş Modeli: Türk-İş Çalışan Çocuklar Bürosu'nun beş yıllık çalışmaları, yalnızca Türkiye değil, aynı zamanda tüm ülkeler ve özellikle gelişmekte olan ülkeler açısında ilgiyle incelenecek bir programı ve anlayışı yansıtmaktadır. Türk İş, çalışan çocukların sorunlarının çözümünde, çocuk haklarının korunup geliştirilmesinde işçi sendikalarına görev düştüğüne inanmakta ve yalnızca üyelerinin sorunları ile sınırlı bir sendikacılık anlayışını reddetmektedir. Bu yaklaşım çerçevesinde, 1993'ten günümüze çalışmalarını yoğunlaştırmakta, çalışan çocukların çalışma koşullarını iyileştirmek, çocukları eğitime yönlendirmek, çocuk işçiliğini sona erdirmek için çaba göstermektedir. Bu kapsamda şu çalışmalar yapılmıştır: * Dokuz kentte, yüzlerce çocuğun yaşama ve çalışma koşulları saptanmış; çocuk işçiliği konusu, sendikaların da katkılarıyla eğitim çalışmalarına eklemlendirilmiştir. * Konu, araştırmalar, ulusal seminer ve sempozyumlar, yayımlanan bülten-kitap-broşür ve afişlerle çocuk işçiliğine karşı mücadelesini ülke düzeyine yaymış ve ulusal gündeme de eklemlendirilmiştir. * "Çok Yönlü Eylem Programı" ile Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin uygulanmasında bir işçi kuruluşu olarak aktif rol oynama; toplu pazarlık sözleşmelerine yansıtılması; çocukların tehlikeli ve riskli koşullardan kurtarılması için çocukların ve ailelerinin yönlendirilmesi, yoksulluğun önlenip refah düzeyinin arttırılması için geniş halk kesimleri lehine sosya-ekonomik politikaların yaşama geçirilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır. 3.3. İDDG Uygulaması : 5 Ocak 1992 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan "Pratik Eğitimin Verileceği İşyerleri veBunların Denetimine İlişkin Yönetmelik" olanaklarından yararlanılarak, "Esnaf ve Sanatkar Odası" bünyesinde kurulan "İşyeri Denetleme ve Danışmanlık Grupları(İDDG)" oluşturulmuştur. TESK tarafından yürütülen bu çalışma, oda-birlik-federasyon-konfederasyon şeklindeki yapı gözönüne alındığında, İDDG, en alt düzeyde, tabanda yer alan, üyeye ve işyerine en yakın birimdir. "İkili eğitim"in (yani çıraklık eğitiminin) yürütülmesinde çıkabilecek sorunları, ceza yöntemleri ile değil, denetimi danışmanlıkla birleştirerek, ana bir yumuşaklık ve esneklik getirilerek çözülmek istenmiştir. Bu çalışmalar, eğiticilerin elverişliliği, işyerinin elverişliliği, eğitimin programa uygunluğu ve istihdamın sözleşmeye-mevzuata uygunluğu başlıkları altında sıralanabilmektedir. Uygulama, İDDG'lerin eğitimleri aşamasındadır.
4.1. Ankara Sokaklarında Çalışan Çocuklar Merkezi : Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ILO-IPEC arasında bağıtlanan anlaşma ile başlatılan çalışmalarda, sokakta çalışan çocukların aileleriyle ilgili sorunlarını çözmek; okuyarlarsa, okullarında karşılaştıkları güçlükleri aşmak, rehabilitasyonlarını sağlamak; daha güvenli bir geleceğe yönlendirmek; diğer bir deyişle onların ihmalini ve istismarını önlemek amaçlanmaktadır. Bunun için Ankara'da Sıhhiye Çokkatlı Otoparkı içinde 200 çocuğa doğrudan hizmet verecek biçimde 1200 m2'lik bir alan, 1 Temmuz 1993 tarihinden bu yana kullanılmaktadır. Sokakta çalışan çocuklara, burada, beslenme, sağlık bakımı, spor ve animasyon faaliyetleri, eğitim yardımları yanında; sağlıklı-kalıcı meslek edinme yönünde çalışmalar da yaptırılmaktadır. Yine ailelere yönelik psikolojik danışma, tedavi ve yönlendirme hizmetleri de verilmektedir.
Çalışan Çocuklarla İlgili Son Durum
Ülkemizde çocuk çalıştırılmasında en az yaş, uzun yıllar Genel Sağlığı Koruma Yasası'ndaki (Um.Hıf.K) bir hükme dayanılarak 12 olarak korunmuştur. Bu en az çalışma yaşı 1983'te İş Yasası'nda yapılan değişiklikle 15'e yükseltilmiştir (Madde 67). Aynı maddeye göre, Çocukların sağlık ve gelişmelerine, okul veya mesleki eğitim ve mesleğe yöneltme programlarına devamlarına yahut öğrenimden faydalanma kabiliyetlerine zarar vermeyecek nitelikteki hafif işlerde 13 yaşını doldurmuş çocukların çalıştırılmaları mümkündür. Ancak, 1926 yılında çıkarılan Borçlar Yasası'nın getirdiği "Çıraklık Sözleşmesi" olanağı, çalışan çocukların, "çırak" adı altında çalıştırılabilmesi için açık bir kapı oluşturmuştur. 1977 yılında çıkarılan Çıraklık, Kalfalık ve Ustalık Yasası ve 1986 yılında çıkarılan Çıraklık ve Mesleki Eğitim Yasası ile de beslenen bu uygulama, devletin "çalışma" ve "eğitim" ile ilgili birimleri arasında bir anlaşmazlık konusu oluşturmuştur. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri, günümüzde, çalışan çocukların, haftada 5 gün işyerinde fiilen üretim yapmakta oluşuna dayanarak, "işçi" tanımlaması getirirken; Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, haftada bir gün Çıraklık Eğitimi Merkezlerinde teorik ve işyerlerinde haftada beş gün pratik eğitim aldıkları savıyla "öğrenci" tanımlaması getirmektedir. Çıraklık ve Mesleki Eğitim Yasası da, kapsamına giren çalışan çocukları, bir yandan kısmi sigorta kapsamına sokarken, bir yandan da "öğrenci" olarak tanımlamıştır. Ülkemizde, sosyal gerçeklik, çocukların erken yaşta çalışma yaşamına girmesi doğrultusundadır. Hiçbir yasak ve engelleme çabası, bugüne değin bu gerçeği değiştirmemiştir. 8 yıllık zorunlu ilköğretim uygulamasıyla, tam zamanlı çocuk işçiliğin büyük ölçüde gerileteceği uzmanlarca da paylaşılmakla birlikte; çocukların çalışma yaşamına itilmesine yol açan gereksinmeler sürdüğü için, çocuk emeğinin biçim değiştireceği öne sürülmektedir. Okul dışı zamanlarda çalışan çocuk sayısındaki yükseliş, iş hukukunun koruyucu şemsiyesinden de yararlanamayacakları için çalışan çocuklar için bazı olumsuzluklara gebedir. Önümüzdeki dönem, yeni yeni araştırmalar ve yeni yeni eylem programları ile çocuklarımıza daha iyi bir gelecek hazırlama çabasına sahne olacaktır. Dileğimiz, "uzun" erimde olacağını kestirdiğimiz, çocuk emeğinin sona erdirilmesinin, yoksulluk, işsizlik ve sosyal güvencesizlik sorunlarının aşılarak, "ivedilikle" gerçekleştirilmesidir. * Ankara Üniversitesi Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından 4-6 Kasım 1998 tarihinde Ankara'da düzenlenen II.ULUSAL ÇOCUK KÜLTÜRÜ KONGRESİ'nde sunulmuştur.
GAZETE YAZILARI LİSTESİ :
Fişek A.G. (1979) : Çırakların Eğitilmesinde Kilit Organ MÇEK - Cumhuriyet Gazetesi 7.8.1979 s.2.
MAKALE LİSTESİ :
KİTAP, ARAŞTIRMA, KONGRE ve TEZ LİSTESİ :
Karabulut Ö. (1998) : Çocuk İşçiliğine Karşı Sendikal Mücadele Türk-İş Modeli - Türk-İş/ILO/UNICEF Yayını, Ankara
Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı |