Fişek Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı














 

MERHABA

Özgürlükten, sevgiden, kardeşlikten, emekten, barıştan, üretmekten yana türkü söyleyenlerdeniz bizler de. Şairin dediği gerçekten doğru. Ilk günler bir avuçtuk, türkümüzü duyan, aynı türküyü söyleyenlerle çoğaldık, çoğalmaya da devam ediyoruz. Çoğaldıkça da coşkumuz artıyor, yeni yeni güzel şeyler yapıyoruz.
Birlikte olmanın ne yaş sınırı var, ne zaman. Bize ayıracağınız yarım saatin bile değeri var. Bizimle iletişim kurun.



ZORUNLU AÇIKLAMA

KİMSESİZ ÇOCUKLARIN KİMSESİ NEREDE?

İngiliz Kraliyet Ailesi'nden Sarah Ferguson'un Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı iki çocuk yurdunda yaptığı röportajlar ve televizyon çekimleri yankılanmaya devam ediyor. Başta ilgili bakan olmak üzere bazı kesimler buna tepki gösteriyorlar.

Sarah Ferguson'un ya da onu boyle bir program yapmaya itenlerin niyetleri konu dışı. Karşılaşılan görüntüler içimizi burkmaktadır. Ama konunun içimizi burkan başka yönleri var.

Sarah Ferguson, 12 Eylül'un bir başarısızlığını daha ortaya çıkarmıştır. 1981 yılında Kenan Evren başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi, o zamanlar bir sivil toplum kuruluşu olan Çocuk Esirgeme Kurumu'na ait olan Çocuk Yurtları'yla ilgili bir gazetemizde günler süren yayın bombardmanından sonra, bu yurtlardan birine baskın yapmıştı. Çalışmaları yetersiz, görünümleri de çirkin bulunca, 60 yıllık bir anıt kurum, olağanüstü dönemin, olağanüstü yasalarından yararlanılarak devletleştirilmişti. Ama sorunun devletleştirmekle, sivil toplum düşmanlığı yapmakla çözülmediği ortada.

Yine Kenan Evren başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi, bu kez, 1983 yılında, o zamana kadar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından yürütülmekte olan sosyal hizmetler ve sosyal yardımların da, bu bakanlıktan alınmasına karar vermişti. Bundan böyle bir sivil toplum kuruluşunun adını ve mal varlığını üzerine almış olan "Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu" Başbakanlık'a bağlı olarak çalışacakmış. Böylece sosyalleştirilmiş sağlık hizmetleri ile sosyal hizmetlerin bağını keserek, sağlık hizmetlerinin sosyal yönünü; sosyal hizmetlerinden topluma ulaştırılmasındaki en etkin örgütlenmeyi budamıştır.

Yine Kenan Evren başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi, bu kez, 1983 yılında, sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesini tümüyle ortadan kaldırmak üzere "Sağlıkta Dönüşüm Projesi" adıyla Dünya Bankası'ndan büyük bir kredi alarak çalışmaları başlatmıştı. Bugün "aile hekimliği" adı altında, yurttaşlarımızın cebinden daha fazla para çekmeyi hedefleyen program da işte bunun sonucudur. Ama yaşamakta olduğumuz küresel kriz, "parası olanın sağlık hizmetlerine" ulaşacağı ve yoksulların daha yoksul olacağı projelerin çökmeye mahkum olduğunu göstermiştir.

Gerek gözlemler ve gerekse tüm engellemelere karşın basına yansıyan yayınlar göstermektedir ki, bu politikalar iflas etmiştir. İyi ki Sarah Ferguson var; iyi ki küresel krizler var. Yoksa biz gözlerimizi, kulaklarımızı kapatıp; suskunluğumuzla istismara ve sefalete kayıtsız kalacağız.

Bu noktada, kafamızı duvarlara çarptığımıza göre, dersimizi almış olmamız gerek.

Şimdi hep birlikte üzerinde düşünmemiz ve davranmamız gereken konular var:
1. Sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesine ve sağlık ocaklarına nasıl sahip çıkabiliriz?
2. Haksız bir biçimde ve olağanüstü yetkilere dayanılarak ortadan kaldırılan ve Cumhuriyet'in bize armağanı olan Çocuk Esirgeme Kurumu'nu nasıl devletin elinden kurtarıp bir sivil toplum örgütü olarak yeniden ayağa kaldırabiliriz?
3. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı gibi farklı farklı bakanlara bağlı olarak çalışan ama istenilen işlevselliğe bir türlü ulaşamayan bu kurumları yeniden sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik yönetimleriyle nasıl bütünleştirebiliriz?
4. İnsanımızın sesini duyacak, sorununu çözecek bir sosyal devleti; "sadaka"yı tek sosyal politika önlemi olarak görmeyen bir sosyal devleti nasıl yeniden yapılandırabiliriz?

Prof. Dr. A. Gürhan Fişek
Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Vakfı Genel Yönetmeni



ÜZMEZ'İN SUÇ ORTAKLARI

Kişileri meslekleri ile anmak yerine yaptıklari ile anmak gerekir. Hüseyin Üzmez bir gazeteci değil, bir sübyancıdır. Eskiden de ünlü gazeteci Ahmet Emin Yalman'ı öldürmeye girişen bir "katil müsveddesi" idi.

Hüseyin Üzmez, toplum tarafından tepki çeken eylemlerine yenilerini ekliyor. Ama dünya yüzeyindeki hiçbir toplumun hazmedemeyeceği konu, küçük yaşta çocuklarına yapılanlardır.

Hüseyin Üzmez, 14 yaşındaki bir kızı cinsel yönden istismar etmiştir. Ona bu eyleminde yardımcı olan ve hoşgörü gösterenler de en az onun kadar insanlık suçu işlemektedirler. Hüseyin Üzmez'i bir "sapık" olarak görmek doğru bir bakış açısıdir; ama ona yardım edenler ve hoşgörenler de onun kadar "sapık düşünceli"dirler.

Kimdir bu "sapık düşünceli"ler :

1) Evlilik yaşını 14'e düşürerek, Hüseyin Üzmez'i hapishaneden kurtarmaya çalışanlar,
2) Onun sapık fikirlerini ve bunu çevreleyen hezeyanlarını dile getirmesi için, televizyon kanal ve gazetelerini ona açanlar,
3) Çocuğunu çıkar için bir adama (yaşı ne olursa olsun) peşkeş çeken anne ve onun bu davranışını olumlayan 48 yas genç eşi,
4) Cinsel istismara uğrayan 14 yaşındaki kızın, bedensel ve ruhsal hiçbir zarara uğramadığını "bilimsel (!) bir rapor" ile söyleyebilen ve başta meslektaşları herkesi utandıran adli tıp doktorları,
5) Küçük yaşta çocuklarla seks yapan veya yapmaya hevesli yerli yabancı insan müsveddeleri,
6) Küçük yaşta çocukların porno görüntülerini çeken ve elden ele dolaştıranlar ile bu porno görüntülerle cinsel doyuma ulaşan insan müsveddeleri.

Hüseyin Üzmez, sadece onları üzmemektedir. Bizleri ise üzmenin ötesinde, öfkeye ve isyana sürüklemektedir. Hüseyin Üzmez ve destekçilerini kınıyor ve onların hiçbir canlının adını hak etmediklerini düşünüyoruz.

Oya Fişek
Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Vakfı Başkanı



EVLİLİK YAŞI

Evlilik yaşının 14'e düşürülmesi yönünde Adalet Bakanlığı'nca yasa hazırlığı yapıldığı basına yansımıştır. Bu girişim kabul edilemez. Küçük yaşta çocukların çalıştırılmasına karşı olduğumuz gibi, küçük yaşta çocukların evlendirilerek, eğitim yaşamından uzaklaştırılmasına ve çocukluklarının ellerinden alınmasına da karşıyız. Öğrenim görmesi ve kendisini yaşama nitelikli bir biçimde hazırlaması gereken çağda, çocukları, özellikle kız çocuklarını cinsel bir obje olarak gösterme ve onları eve kapatma girişimlerini şiddetle kınıyoruz.

18 yaşından önce evlenen çocuğun, yasa gereği liseye devam etmesine olanak yoktur. Onurlu, nitelikli ve özgür kafalı gençler yetiştirmenin yolu öğrenimden geçmektedir. Ayrıca bu girişim, daha önce suçlu bulunan bir çok sapığın da serbest kalmasına yol açacaktır. Tersine, evlilik yaşının 21'e çıkarılması gerektiğine inanıyoruz.

Bütün yurttaşları, gönüllü kuruluşları ve milletin temsilcilerini bu akıl almaz hazırlığa tepki göstermeye çağırıyoruz.

Oya Fişek
Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Vakfı Başkanı




Cumhuriyet Bayramı'nızı kutluyoruz.


Ne yazık ki toplum, böylesi günleri tatil olarak algılıyor.

Herkesin o günün anlamını düşünmek ve bu konuda bir şeyler okumak yoluyla, bize o günü armağan edenlerle birlikte soluk alması gerektiğini düşünüyoruz.

Bugün güzel bir kitap okumaya başladık. UNESCO tarafından 1968 yılında çıkarılmış "İnsan Hakları" adlı bir kitap. Küreselleşme furyasının bu uluslararası örgütlere egemen olmasından ya da onları susturmasından once yayınlandığı için, bizi sardı sarmaladı ve etkiledi. Bu kitaptan, çok paylaşılacak düşünce ve söylem var. Her makalenin önüne Atatürk'ten bir söz konulmuş. Bu sözlerden hayran olduğumuz bir tanesini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

"İnsan, mensup olduğu milletin varlığını ve saadetini düşündüğü kadar, bütün cihan milletlerinin huzur ve refahlarını düşünmeli ve kendi milletinin saadetine ne kadar değer veriyorsa, bütün dünya milletlerinin saadetlerine yararlı olmaya elinden geldiği kadar çalışmalıdır."

Bu sözün anlamı o kadar derinlerde ki...
1) Atatürk, sanki hemen bu sözlerin ardından "Yurtta barış Dünya'da barış" deyiverecek.
2) Bu sözler, yıllar sonra 1944 yılında Birleşmiş Milletler'ce kabul edilen çok ünlü ve bir o kadar değerli Philadelphia Bildirgesi'nin ana temalarından biri olarak karşımıza çıkıyor: "Dünyanın hangi köşesinde yoksulluk ve sefalet varsa; bu olgu, dünyanın refah içindeki köşeleri için büyük bir tehdittir".

Ne kadar güncel bir tema değil mi?

Bu insanlara layık olmak için çok çalışmamız gerek çok. Ama önce biçimsel olarak değil, özünde onları anlamamız gerek.

Bu duygularla bize Cumhuriyet'i kazandıranlara teşekkkür ediyoruz.

Oya Fişek
(29 Ekim 2008)


VAKIF HABERLERİ


Nusret H. Fişek Anıldı
Nusret H. Fişek Etkinlikleri Nusret Fişek doğumunun 94. ve ölümünün 18.yılında anıldı.
[Etkinlik programı için tıklayın]
Nusret H. Fişek
60 Yılın 12 Önde Gelen Doktorundan Biri 60 yılın 12 önde gelen doktoru arasında Prof.Dr.Nusret H.Fişek...
[Ayrıntılı bilgi için tıklayın]
Şiddete Karşı Düşünce Ortamı
Şiddete Karşı Düşünce Ortamı Şiddete Karşı Düşünce Ortamı Sempozyumu başarıyla tamamlandı. [Ayrıntılı bilgi için tıklayın]
7. Çalışan Çocuklar Fotoğraf Yarışması
7. Fotoğraf Yarışması 7. Çalışan Çocuklar Fotoğraf Yarışması için çağrı yapıldı. [Ayrıntılı bilgi için tıklayın]
-
Yeni Yayınlar
Cumhuriyet'in Anıt Kurumları Dizisi'nin dördüncü kitabı yayınlandı. Cumhuriyet'in Anıt Kurumları Dizisi
[haberin devamı için tıklayın]


İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası
isg yasası İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası Tasarı Taslağı ile ilgili görüşlerimizi içeren rapor bakanlığa sunuldu. [Ayrıntılı bilgi için tıklayın]
İş Sağlığı Güvenliği Konseyi
isg konseyi "Ulusal İş Sağlığı Güvenliği Konseyi" çalışmalarını sürdürüyor. [Ayrıntılı bilgi için tıklayın]
Çocuk Emeği Kaynakçası
Çocuk Emeğinin Coğrafya Atlası Çocuk Emeği Kaynakçası bölümümüz yayında.. [Ayrıntılı bilgi için tıklayın]
YENİ!
Çalışma Ortamı Çalışma Ortamı dergimizi artık pdf formatında okuyabilirsiniz.
[Ayrıntılı bilgi için tıklayın]
Dünyada Çocuk Emeği
Çocuk Emeğinin Coğrafya Atlası Çocuk Emeğinin Coğrafya Atlası bölümümüz yayında.. [Ayrıntılı bilgi için tıklayın]

Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı
Selanik Cad. 52/4 Kızılay-Ankara
Tel : 0.312.4197811, Faks : 0.312.4252801
http://www.fisek.org.tr