Son Rapor

Araştırmayı İsteyen kuruluş :

GAP İdaresi Başkanlığı

Uygulayıcı Kuruluş :

Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı

(ulusal ölçekte bir hükümet dışı kuruluş)

Yerel İlişkiler ve Ortam Hazırlamadan Sorumlu Kuruluş :

Diyarbakır Sanatçılar ve Edebiyatçılar Derneği

(yöresel ölçekte bir hükümet dışı kuruluş)

14 Mart 2001

ANKARA

İÇİNDEKİLER

I. AMAÇ

II. GEREKÇE

III. YÖNTEM

IV. BULGULAR VE TARTIŞMA

V. DEĞERLENDİRME VE ÖNERİLER

VI. TEŞEKKÜR

VII. EKLER :

1. BİLGİ FORMLARI

2. TABLOLAR

3. ODAK KİŞİLERLE GÖRÜŞME SONUÇLARI

4. BÖLGE TOPLANTISI SONUÇLARI

 

 

I. AMAÇ

Kısa Erimli Amaç : GAP bölgesindeki toplum örgütlerinin özelliklerinin ve sosyal kalkınma doğrultusunda birlikte çalışma olanaklarının ortaya çıkarılması ve desteklenmeleri için stratejiler geliştirilmesi.

Uzun Erimli Amaç : GAP bölgesindeki toplum örgütlerinin, sosyal kalkınma doğrultusunda çalışabilmeleri ve birliktelikler kurabilmeleri için desteklenmeleri. İnsana dönük çalışmalarda toplum örgütlerin en etkin biçimde kullanılması konusunda üretilecek model çalışmalarla, bölge kalkınma planlarında, GAP’tan başlayarak ülke düzeyinde örnek uygulamalar oluşturmak.

II. GEREKÇE

Güneydoğu Anadolu’da bölge planlamasında yeni onyılının yeni bir bakış açısıyla ve Türkiye’de bölgesel kalkınma ülküsünün bir örnek-olayı olarak ele alınması heyecan vericidir. İnsan odaklı her yaklaşımda olduğu gibi, toplum katılımının yükseltilmesi çok önemlidir. Bunun bilinciyle, toplumun ve gereksinmeleri doğrultusunda oluşturduğu örgütleri aracılığıyla, kalkınma sürecine katılmasının hedeflenmesi de, ilkesel düzeyde doğru bir seçimdir.

Bölgede toplumsal değişme ve çözülmeler yaşanmaktadır. Bu bağlamda kişiler sorunlarını sosyal çerçevede algılamak ve çözme konusunda zorlanmakta; kendini, kendi dışındakinin yerine koymaktansa, bireysel kurtuluş arayışlarına yönelmektedir. Toplum, sorunlarını ve istemlerini örgütlü yapılarla açıklayacak kanalları oluşturma konusunda güçlüklerle karşılaşmaktadır. Bütün bunlar, yoksulluk, işsizlik, kadınların sosyal konumları vb sosyal sorunların yanında, bölgede yaşanmış şiddete dayalı toplumsal-siyasal olaylardan büyük ölçüde etkilenmiştir.

Bunlar bir başka planda, toplum örgütlerinde (STK) de kendisini göstermektedir. Paydaşların oluşturduğu bu örgütler, kalkınma süreçleri ile bütünleşme, kurumsal amaçlarını yerine getirme konularında zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Bu zorlukların temelinde, sorunları çözümleme ve modellemede yetkinlik düzeylerinin yanında, sistemli çalışma, toplum örgütçülüğü, kaynak sorunu, yeni bilgi ve iletişim teknolojilerinden yetersiz yararlanımda vb aranmalıdır. Varolan durum STK’ların etkinliğini ve coşkusunu azaltmakta; bu ortamın yeni katılımlarla zenginleşmesini de engellemektedir.

Ancak, toplum, paydaşlarının aktif olarak rol aldığı kendi kurum ve kuruluşlarını güçlendirmeden gelişemez. Örgütlenme düzeyi düşük toplumlarda, demokrasi, katılım ve kararlarda saydamlık düzeyi de düşüktür. Bir başka deyişle paydaşların oluşturduğu toplum örgütlerinin (STK) sayıca ve nitelikçe gelişmişliği bir toplumda demokrasinin ne denli güçlü, tabanda ne ölçüde yaygın ya da gelişkin olduğunun temel göstergelerinden biridir.

Bu temel yapılar ya da kurumlar arasında, özellikle, yoksullukla savaşım, istihdam yaratma, doğal çevre ve kaynakların akılcı kullanımı ve kadınların-gençlerin sosyal konumlarının yükseltilmesi konularında siyasal, sosyal, yasal ve ekonomik koşulları sağlamak için sıkı bir işbirliği gerekmektedir. En doğru, gerçekçi ve uygulanabilir çözüm, ancak bu işbirliği süreçlerinde üretilebilir. Bu süreçlerde kuşkusuz her kurumun kendine düşen sorumlulukları bulunmaktadır.

Hem ülke ve hem de bölge düzeyindeki bu yöndeki gereksinmeler ve kalkınma sorunları, STK’lar ile bölgesel kalkınma planının temel araçlarından biri olan “sürdürülebilir kalkınma” yaklaşımını benimseyen sosyal devleti buluşturmaktadır.

GAP bölgesinde, tüm toplum örgütlerini (STK) kucaklayan bütüncül bir çalışmaya gereksinme vardır. Bu çalışmanın yürütülmesinde, yöntem, kullanılan dil ve söylem, izlenecek öncelikler ve performans değerlendirmesi yönünden model kurulmasına gereksinme vardır. Bu öylesine bir model olmalıdır ki, yalnızca GAP’ın toplum örgütleri için değil, ülkenin diğer bölgelerindeki kalkınma çabalarına, toplum örgütlerini yönlendirebilmek (ve bu amaçla güçlendirebilmek) için de başvurulabilmelidir.

GAP İdaresinin böylesi bir projenin yürütülmesi için Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı’nı seçmiş olması da çeşitli yönlerden bu gerekçeleri besler bir çerçeve kurmaktır.

Çünkü,

  • Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı, Türkiye’de ilk kez kapsamı “çocuk emeği” araştırmasını; sanayi kesiminde çalışan çocuklara yönelik sağlık ve sosyal hizmet sunumu konusunda “Fişek Modeli”ni kurmuş ve sürdürülebilirliğini sağlamış olan kişilerin ve kuruluşun bilgi ve deneyim birikiminin üzerine kurulmuştur.
    • Vakıf, çalışmaları çeşitli branşlardan uzmanlar ve akademisyenler tarafından desteklenmekte; projelerin kavramsal çerçevesinin oturtulmasında ve zenginleştirilmesinde bu “habitat” önemli bir yer tutmaktadır. Yılda 3-4 kez düzenlenen “Düşünce Atölyeleri” hem bu “çevre”nin birarada tutulmasında ve hem de birbirini zenginleştirmesinde önemli olmaktadır.Bu atelye çalışmaları ile bugüne değin işlediği konular önümüzdeki dönemde GAP’ın sosyal kalkınmanın vazgeçilmez aktörü olarak gördüğü toplum örgütleri için önemli bir ışık oluşturacaktır.
  • Daha önce uluslararası projeler yürütmüş olmanın getirdiği bir çalışma disiplini, takım çalışması, performans değerlendirmesi, raporlama ve sürdürülebilirliğin sağlanması anlayışlarına sahip olduğunu kanıtlamıştır.
  • Çalışan kız çocukları üzerine yürütülen ulusal ve uluslararası projeler ile kurucu ve gönüllülerinin kadın hareketindeki saygın yer ve deneyimleri de, özellikle güneydoğu anadoluda dezavantajlı konumları dolayısıyla “kadın”ların toplum örgütlerine katılımı açısından bir avantajdır.
    • Özellikle yürüttüğü ve kavramsallaştırılması için de çaba gösterdiği toplum örgütlerinin (STK) “üretici etkinlikler – işe vuruk çalışmalar” ile öncü ve araştırmacı bir yapı kazanması ve sosyal devleti desteklemesi yolundaki söylemi, bu söylemi kendi uygulamalarına da yansıtmış olanlarla buluşmakta ve yeni katılımlarla da güçlenmektedir. STK’lar arasında eylem ve güç birliktelikleri yaratabilmenin anahtarı olan bu pratik, önümüzdeki dönemde GAP sosyal kalkınma projeleri için önemli bir ışık oluşturacaktır.
  • Sağlık, iş güvenliği, sosyal politika, toplum örgütü yönetimi, bilişim ve sanat ortamı yönetimi gibi geniş bir yelpazede çalışmalarını yürütmesi dolayısıyla tüm STK’ları kucaklayacak ve ona destek hizmetleri sunabilecek-yönlendirebilecek birikim ve çevreye sahiptir.
  • Vakıf, geniş yelpazeli ilgi alanında, topluma dönük eğitim seminerleri düzenleme konusunda da bir ad yapmıştır. Özellikle sendikalarla ve sanayi kuruluşlarıyla birlikte yürütülmüş olan çalışmalar, katılımcıları tarafından başarılı olarak nitelenmiştir.
  • Vakıf, 1992 yılından beri iki ayda bir yayınlanmakta olan “ Çalışma Ortamı” adlı bir periyodik yayına sahiptir. Vakfın geniş yelpazeli ilgi alanlarındaki özgün çalışmalara vitrin olma görevini yapmaktadır. Aynı özellikleri taşıyan web sayfaları da (başta www.fisek.org olmak üzere) Türkçe ve İngilizce olarak geniş bir ziyaretçi ve link ağına sahiptir.

 

III. YÖNTEM

GAP’ın toplum örgütlerini araştıran böyle kapsamlı bir çalışmada, ilk önce çalışma kapsamına alınacaklar tartışılmıştır. Sivil toplum örgütleri, hükümet dışı kuruluşlar, demokratik kitle örgütleri ya da yurttaş örgütleri olarak anılan toplum örgütlerinin (STK) kapsamı konusunda tartışmalar vardır. Siyasal iktidarı hedeflemeleri dolayısıyla siyasal partilerin, zorunlu üyeliğe dayandığı için sendika ve meslek odalarının, toplumsal amaçlarla kurulmuş bile olsa kar amacı güdeceği varsayıldığından şirketlerin, toplum örgütleri arasında yer alamayacağı görüşleri yaygındır. Çalışmamızda, bunlardan yalnızca siyasal partiler kapsam-dışı bırakılmış, bunların dışında kalan kuruluşlar, strateji çalışmasında yön gösterici olabileceği ve bölgedeki hükümet-dışı yapılanmanınanlaşılabilmesi bakımından değerlendirilmişlerdir.

Dernek, vakıf vb yapıları kurmada, kaynak bulmada ve sürdürmede karşılaşılan zorluklar, bazı odak kişileri, toplumsal amaçlar yükledikleri “şirketler” kurmaya yöneltmiştir. Diyarbakır’da KAMER (Kadın çalışmaları), Batman’da BAHAR (Kültür,sanat) araştırmamızın evreni içine giren şirketlerdendir. Her ne kadar toplum örgütü (STK) kavramının sınırlarını zorlasa da, kendilerini nasıl tanımladıklarına bakarak, çalışma kapsamına alınmıştır.

Ek olarak odak kişilere başvurulmuştur. Herhangi bir örgüte katılmamış, ama aydın nitelikleri ile toplumda sözü dinlenen, görüşleri yol gösterici olan ya da toplum örgütlerinin yöneticiliklerini yapan kişilerin değerlendirmelerinin böylesi bir strateji çalışmasında gözönünde tutulması gerektiğine inanılmıştır.

Çalışmamızda, sürdürülebilirlik ve ileri aşamalarda toplum örgütleri (STK) ile ilişkilerin geliştirilebilmesi bakımından, yüzyüze iletişime çok önem vermiştir. Bu bakımdan GAP kapsamındaki tüm illerde toplantı yapılması tasarlanmıştır. Bu yaklaşım, aynı zamanda toplum örgütlerinin çalışmanın tasarımından gelecek planlarına kadar tüm aşamalarında da görüş ve önerilerini ortaya koymalarına olanak sağlayacabileceği varsayımını da içermektedir. Ancak yüzyüze görüşmelerde, elde edilecek bilgileri sistematize ve standardize etmek amacıyla iki bilgi formu hazırlanmıştır: “GAP/STK Bilgi Formu” ve “Odak Kişi Görüşme Formu” (EK 1,2). Bu bilgi formlarının, aynı zamanda toplantıya katılma olanağı bulamayan kişi ve kurumların görüşlerini iletebilmeleri için bir araç olabileceği düşünülmüştür. Ayrıca, ileride hazırlanabilecek bir “GAP’ın Toplum Örgütleri Rehberi” başlıklı bir çalışma için de bu kapsamda bilgilerin bir pilot çalışma olarak alınabileceği varsayılmıştır.

Altını bir kez daha çizmek gerekirse, bu çalışma yalnızca ankete dayanan değil, bölgede toplum örgütleri (STK) konusunda bir hareketlenme, bölge-içi buluşma, bölge-dışı köprü olma işlevlerini hedefleyen biçimde tasarımlanmıştır. Toplantılara katılmamış olsalar bile, bölgedeki kişi ve kuruluşların, bu çalışma ve amacı konusunda bilgi sahibi olmaları, çalışmanın, bu konuda kamuoyu oluşturmak için bir fırsat yaratması beklenmiştir. Bu bakımdan, çalışmanın başarısında toplantılara “katılım” çok önemli sayılmıştır. Araştırma uygulamasını üstlenen kuruluşlardan birinin yerel ölçekte kurulmuş bir dernek olması ve görev tanımında da kendisine özellikle katılımın ve toplantı öncesi kamuoyunu hazırlama ödevinin verilmiş olması böylesi bir anlam taşımaktadır.

Uygulamada,

    • 7 il toplantısında “bölgesel kalkınmada katkı ve birliktelik olanakları” tartışılmış; beraberinde formları doldurulmuş olarak getiren kişiler ile toplantıya katılanlardan toplantı öncesi formları doldurmalarına yardım edilenlerin, bilgi formlarını tarafımıza verilmeleri sağlanmıştır. Toplantılar sırasıyla Batman (Siirt’in katılımıyla), Mardin, Diyarbakır, Şanlıurfa, Adıyaman, Gaziantep, Kilis’te yapılmıştır. Yeterli hazırlığın yapılmadığı ve katılım olmayacağı anlaşıldığı için Şırnak toplantısı, GAP idaresinin bilgisiiçinde iptal edilmiştir. Kalabalıkların katılacağı il toplantılarında, grup çalışmaları ve grup sözcülerinin sunumlarının genel oturumda tartışılması yönteminin yaşama geçirilmesi düşünülmüştür.
  • Elde edilen verilerin değerlendirilmesinin ışığında çözümlemeler, Gaziantep’te yapılan bölge toplantısında tartışılmıştır. Bu toplantıda, tartışmalar üç başlık altında kümelendirilmiştir: Sorunlar, Çözümler, Hedefler… (EK-4)
  • Konunun kuramsal temellerinin daha iyi anlaşılabilmesi için, Ankara’da Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Araştırma Görevlilerinden Onur Kovancı tarafından hazırlanan “Hükümet-dışı Kuruluşlar ve Sosyal Hareketler” başlıklı bir konferans düzenlenmiş ve uluslararası uygulama ile ülkemizdeki yansımaları birlikte değerlendirilmiştir.
  • Bunların sonucunda “Kalkınmanın ve demokrasinin vazgeçilmez tarafları olan, GAP bölgesindeki toplum örgütlerinin gereksinmeleri ve güçlendirilmeleri”ni konu alan bir tartışma toplantısı düzenlenmiştir. Toplantıya, Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı gönüllüsü olan uzmanlardan oluşan dar bir grup davet edilmiştir.

 

IV. BULGULAR VE TARTIŞMA

A) Yöntemin geçerliliği ile ilgili bulgular

Çalışmalar sırasında, önceden de tahmin edildiği gibi, toplantıya yazılı çağrının yeterince etkin olmadığı görülmüştür. Ancak, bunun da yine düşünüldüğü gibi, vazgeçilmez olduğu anlaşılmıştır. Çünkü toplantılara, varlıkları ve görüşleri ile renk katan ve tabelasını asacak bürosu bile olmayan toplum örgütlerin katılımı bu yolla sağlanabilmiştir. Ancak, yazıların ulaştırılmasında, gerek sürenin kısalığı ve gerekse postada geçen sürenin uzunluğu dolayısıyla gecikmeler yaşanmıştır.

Çalışmanın bir envanter çıkarma çalışması olduğu, postalamada kullanılan toplum örgütü ad ve adreslerinin de eksikler-fazlalıklar içerdiği; yalnızca toplum örgütlerini (STK) hedefleyen bir adres arşivinin GAP idaresinde kurulmamış olduğu düşünülürse, yazılı çağrıların da yetersiz kaldığı kolayca anlaşılabilir.

Önceden de tahmin edilen bu açığı kapatmak için, bölgedeki basın kuruluşlarına açıklamalar ve toplantı tarihleri gönderilerek kamuoyuna duyurmaları beklenmiştir.

Yine çalışmanın yöntemi gereği, tüm bu duyuru çalışmalarının yanında, her ilde, toplantı öncesi yürütülecek çağrı ve kamuoyu çalışmaları yoluyla, paydaş katılımının sağlanması düşünülmüştür. Ancak çeşitli nedenlerle, katılım istenen düzeyde sağlanamamıştır. Bu, kalabalıkların katılacağı toplantılarda düşünülen grup çalışmaları ve grup sözcülerinin sunumlarının tartışılması yönteminin yaşama geçirilmesini olanaksız kılmıştır. Bir kez, o da Diyarbakır toplantısında, salonda 48 paydaşın bulunmasından yararlanarak, grup çalışmasının denenmesi düşünülmüş; katılımcılık ilkesi gereği, tartışmaya açılan önerimiz yerine, 9’a karşı 12 oyla genel toplantıya dönüştürülmesi istemi benimsenmiştir.

B) Uygulamada karşılaşılan zorluklar

Uygulamada karşılaşılan zorlukların başında düzenlenen toplantılara katılım konusundaki isteksizlik gelmektedir. Bu isteksizliğin çeşitli nedenleri vardır. Bunların başında bölgede 20 yılı aşkın bir süredir yaşanan olağanüstü koşullar (paydaşlar bunu korku ve korkutma ortamı olarak tanımlamaktadır) gelmektedir. Netekim, STK çalışmalarının önündeki engellerin aşılabilmesi için “demokratikleşme ve demokratik ortamın” sağlanması, paydaşlarca sıklıkla dile getirilmiştir.

Bir diğer zorluk, GAP’ın yürüttüğü çeşitli sosyal projelere, katılımcılık ilkesi gereği, bu örgüt ve temsilcilerinin sıklıkla davet edilmesinden kaynaklanmaktadır. Paydaşlar, yinelenen toplantılardan ötürü bir bıkkınlık ve çalışmaların sonuçlarının kendilerine bildirilmemiş-gösterilmemiş olmasından kaynaklanan küskünlük duyguları içindedirler. İlerideki çalışmalarda bu zorluğun aşılabilmesi için, tek tek her STK’ya çalışmaların sonuçları ile ilgili bilgi ulaştırılmalı; çalışmalarında “katkı” olarak algılayabilecekleri çeşitli destekler (maddi., manevi) sağlanmış olmalıdır.

Toplantılara farklı düzeylerde, farklı alanlardan ve farklı özelliklerde paydaşlar katılmaktadır. Konuların genelden özele, kültürden mesleksel sorunlara çeşitlilik göstermesi, paydaşların ilgisini ve katkıda bulunma hevesini etkilemektedir. Her toplantıda sıklıkla konuşan ve diğerleri üzerinde egemenlik kurmaya çalışan ve paydaşlarca “tanınan” kişilerin toplantıdaki varlığı da yeni ve farklı görüşler ortaya çıkmasını engellemektedir. Ancak, toplantıların düzenlenmesinden ve çağrıların yetersizliğinden kaynaklanan bir zaaf, bu noktada bir avantaja dönüşmüş; 8 toplantıya farklı özellikte grupların katılmasını ve kendisini ifade etmesini olanaklı kılmıştır. Ayrıca Fişek Enstitüsü’nün geniş bir araştırmacı kadrosu ile toplantıda bulunması, toplantı dışında da farklı kişi ve örgütlerle temas ederek, strateji geliştirebilmek için önemli ipuçlarının yakalanmasını olanaklı kılmıştır.

Bugüne değin GAP idaresi başkanlığı şemsiyesi altında yürütülen ve STK’ların da katıldığı toplantılarda, bizim çalışmamız için büyük önem taşıyan, “güçsüz” STK’lar yeterince katılamamış ve bu nedenle de iletişim kanalları açılmamıştır. “Güçsüz” STK olarak nitelediklerimiz, bazen yalnızca tabelasını asan ama tüm gün bürosunu açık tutamayan, bazen tabela asacak bile bürosu olmayan, ama toplumsal duyarlılığı gereği, bir işlev yerine getirmeye çalışan dernek, yerel insiyatif vb’dir. Ancak özellikle posta ile gönderilen çağrılar yoluyla bu kesimden bazı STK’lar ulaşılabilmiş olması, hem çalışmamız için, hem de gelecek için bir kazanım olmuştur.

Uygulamada karşılaşılan bir başka zorluk, süre kısıtlılığı dolayısıyla, ulaşılamayan örgütlerin ve odak kişilerin tek tek ziyaret edilerek, çalışmamıza davet edilememesi; bilgi ve birikimlerinden yararlanılamaması; onlarla ilgili bilgilerin belgelenememesidir. Bu da çalışmaların ileri aşamalarında mutlaka gerçekleştirilmesi gereken bir adımdır.

Özellikle bölge toplantısı düzenlenirken ya da yakındaki il ya da ilçelerin toplantıya katılımı beklenirken ortaya çıkan bir başka sorun ise, il (ya da ilçe) aşırı yolculuklara STK’lar tarafından soğuk olarak bakılmasıdır. Bu hem parasal olanaklar ve hem de zaman ile ilgilidir. Öte yandan bölgede, iller arasında çekemezlikler ve rekabet de vardır. Bu bakımdan, “taş yerinde ağırdır” atasözüne saygı duyularak, STK’lar ile kendi yaşam alanlarında temas kurulmasına özen gösterilmelidir.

Çalışmamızda karşılaştığımız bir diğer güçlük bilgi formlarının doldurulması ile ilgilidir. Bazı STK önderleri ya da odak kişiler, bilgi formlarını kolaylıkla (ve alışkanlıkla) doldurabilirken; önemli bir bölümü formları doldurmakta, soruları algılamakta zorluk çekmiştir. Bu sıkıntıyı aşabilmek için, zaman zaman gönüllülerimizin onlarla anketör olarak ilişki kurmaları gerekmiştir. Yeni ve ileri çalışmalarda, bilgi formlarının dil yönünden yeniden gözden geçirilmesi ve mutlaka anketörler aracılığı ile uygulanmasının sağlanması gerekir.

Bilgi formları ile ilgili bir başka sıkıntı, paydaşların bazı bilgileri vermek istememelerinden kaynaklanmıştır. Kendilerince çeşitli gerekçeler, onları profesyonel çalışan ya da gönüllü çalışan sayısını vs.vermekten alıkoymuştur. Bu da zamanla ve güven ortamının oluşmasıyla aşılabilecek bir engeldir.

Bölgedeki STK’lar ya da odak kişiler çeşitli nedenlerle kendilerini ve yapmayı düşündükleri projeleri ortaya dökmekten kaçınmaktadırlar. Bu olgu, örgüt profillerinin çizilmesini, onların güçlendirilmeleri için destek stratejileri geliştirilmesini zorlaştırmaktadır. Bu ancak, zamanla, yinelenen görüşmelerle, güven ortamının sağlanması ve çalışmaların süreklilik kazanması ile sağlanabilecektir.

C) Uygulamada elde edilen veriler

Çalışmamız sırasında, geniş bir paydaş kesimiyle temas edilmiş, 7 il toplantısı ve 1 bölge toplantısı sonunda, 213 toplum örgütü (STK) ve 313 odak kişi ile görüşülmüştür. Formların toplamayı hedeflediği ayrıntılı bilgi ve deneyim birikimine ulaşılmıştır.. Paydaşların çok değişik kesimlerden gelmiş olması da elde edilen bulguların niteliğini olumlu yönde etkilemiştir.

Çalışmamıza katılan STK’ların farklı özellikler taşımaları ve böylece özellikle ilgilendikleri konular ve tescil (resmi onaylı kimlik) bakımından geniş bir yelpazeye yayılmaları, elde edilen sonuçların temsil değerini de arttırmaktadır. Tablo 1’de STK’ların tescil biçimleri sunulmuştur. Görüldüğü gibi, çalışmaya katılanlar örgütler arasında dernek, vakıf, meslek odası, işçi sendikalarının payı % 89’dur (sırayla %43, %16, %18 ve %12. Tablolar için çalışmanın eklerine bakınız)

Çalışmamız STK’ların sosyal kalkınmaya katkılarının geliştirilmesi ve güçlendirilmeleri doğrultusundaki çalışmalarda, konumlarına göre üç kümede değerlendirilmelerinin uygun olacağını göstermektedir. Bu kümeleri şöylece sıralayabiliriz :

1 Meslek temelli örgütlenmiş olan STK’lar

2. Konu temelli örgütlenmiş olan STK’lar

3. Devlet işlevlerine destek olmak amacıyla oluşturulmuş olan STK’lar.

Bunlardan bir bölümü merkezi bir örgütlenme çerçevesinde bölge ve ülke düzeyinde bağlantılar geliştirmişlerdir. Bir bölümü de herhangi bir şube vb bağlantısı olmayıp tek başına çalışmaktadır. Bu özelliklerine göre, çalışmalarımıza katılan örgütlerin dağılımları Tablo 2’de görülmektedir. Buna göre çalışmamıza “meslek temelli örgütlenmiş STK”lardan 83’ü ; “konu temelli örgütlenmiş STK”lardan ise 100’ü katılmıştır. Ancak bu noktada ilginç bir farklılık oluşmuştur : Bağlantılı ya da şube biçiminde çalışan STK’ların payı, “meslek esasına göre örgütlenenlerde” % 88 ; “konu temelli örgütlenenlerde” % 28’dir. Bu da “konu temelli örgütlenenleri”, “yalnız” bırakmakta ve “güçsüz” kılmaktadır.

Yalnızlık ve güçsüzlüğün en önemli göstergesi de, STK’ların “büro”larının durumudur. Çünkü büro, bir yönüyle STK’ların nefes borularıdır. Üyeleriyle, gönüllüleriyle, toplumla ve diğer STK’larla iletişim kurabildikleri pencereleridir. Büro aynı zamanda, toplantıların yapılabildiği ve STK gücünü-olanaklarını ele veren en önemli göstergelerden biridir.

STK’ların durumlarını araştırmak için büro kullanımı ile ilgili 3 ölçüt kullandık:

  1. Büronun tek başına ya da ortaklaşa kullanımı
  2. Büronun açık olduğu süre
  3. Bir toplantı düzenlendiğinde büronun alabileceği katılımcı sayısı (büyüklük ölçüsü).

Bu ölçütlerle ilgili verilere sırasıyla Tablo 3,4,5’de ulaşılabilir. Çalışmamızın kapsamına giren STK’ların % 6,6’sının hiç bürosunun bulunmadığı görülmüştür. Bu rakkamın aslında daha kabarık olması beklenir. Çünkü bürosu olmayanlarla toplantılara davet konusunda da iletişim kurulamamış olması ve dolayısıyla bu kesim STK’nın daha düşük düzeyde çalışmamızda temsil edildiğini düşünmek aykırı olmayacaktır. Büronun açık olduğu süre araştırıldığında, yanıtlayanların % 5,5’i büronun bazı gün ve saatlerde açılabildiğini bildirmişlerdir. 15 kişiden az katılımcı alabilecek ya da toplantı yapmaya elverişli mekanı olmayan STK’ların oranı, yanıtlayanlar arasında %14’tür. Ancak her üç tablo birlikte değerlendirilirken dikkat çeken nokta, sırasıyla soruları yanıtlayanların sayısı düşme gösterdiğidir.

Güçsüzlükle başedebilmek için bir STK’nın yapması gerekenler konusunda paydaşların düşüncelerine başvurulmuştur. Bu konuda gelen yanıtlar 4 başlık altında toplanabilir :

  • Elele vererek güçlenmek 109 (% 35)
  • STK’ların işbirliği yapması
    • Toplumsal bilinç
  • Dayanışma yardımlaşma
  • Konfederasyon oluşturma
  • İletişimin arttırılması
  • Kendi olanaklarını geliştirerek güçlenmek 66(% 21)
  • Üye kazanımı ve aydınlatılması
  • Basının kullanılması ve yeterli tanıtım
  • Bir otoritenin yardımıyla güçlenmek 69 (% 22)
  • Yerel yönetim ve devlet desteği
  • Uluslararası kuruluşlar
  • Yeterli finans kaynağı istemi
  • STK’ları çevreleyen koşulların düzeltilmesi 39 (% 13)
  • Demokratikleşme ve demokratik ortam
  • Yasaların düzeltilmesi

Hiç kuşkusuz her STK’nın ö

nde gelen ödevi, kendisine bakmak, özeleştirisini yapmak, olanaklarını optimum biçimde değerlendirmek ve kendini tanıtmaktır. STK’ların güçlendirmek için getirilen öneriler arasında ağırlık sıralamasında 2.sırada bunun yer alması yüz güldürücü bir göstergedir.

Ancak ne yazıkki, ısrarla üzerinde durulan konulardan biri finans olup; bazı kamu kaynaklarının adaletsiz dağıtımından (örneğin Devlet bütçesinden STK’lara verilen yardımlar) güç almaktadır. Ama diğer üç ana-küme ile ilgili koşullar yerine getirilmezse, finans desteğinin de getirisi son derece düşük olur.

Paydaşların, STK’ların güçsüzlükleri ile baş etme konusunda üzerinde durdukları en önde gelen konu., STK’ların güç ve eylem birliği yapmasıdır. Bu, öneriler arasında %10’luk pay ile ağırlık sıralamasında 1.sırada yer almaktadır.Bu konudaki paydaş görüşleri ayrıntılı olarak irdelenmeye çalışılmıştır. Birlikteliklerin önündeki engeller sorulduğunda ilk iki sırada yasal-bürokratik engeller ile STK’ların sağlıksız örgütlenmeleri gelmektedir. Bu iki nedenin tüm içindeki payı %32’dir. Toplum örgütlerinde siyasetten uzak durulmamasını, birlikteliklerin önünde bir engel olarak tanımlayanlar, %9’luk payla ağırlık sıralamasında 4.sıraya yerleşmesi dikkat çekici ve bir o kadar da uyarıcıdır.

Toplum örgütlerinin sorunlarının çözümlenmesinde toplum yararına çalışmaların başarılabilmesi için STK’ların birliktelikler sağlanması için yapılması gerekenler arasında “diyalog, işbirliği ve iletişimin arttırılması” 1.sırada yeralmakta olup; bütün içindeki payı ise % 33’tür. Gelen öneriler arasında “maddi yardımlaşmanın ortak kullanılması” önerisi dikkat çekicidir. Gerek kamu kaynaklarının ve gerekse uluslararası kaynakların kullanımında, çeşitli etmenlerle bazı STK’ların avantajlı konum yakalamaları ve bu konumlarından vazgeçmek istememeleri, özellikle konu temelli STK’ların güç ve eylem birliğinin önündeki en önemli engellerden biridir.

Devlet işlevlerine katkıda bulunmak amacıyla kurulan STK’lara gelince. Bunlar arasında, sosyal yardımlaşma dayanışma vakıflarını, çevre koruma vakıflarını, okul koruma dernek ve birliklerini, üniversitelerin içerisinde kurulmuş bulunan çeşitli vakıfları sayabiliriz. Bu tip kuruluşların ya kendilerini bir toplum örgütü olarak görmemeleri ve ya da başkanlarının yörenin mülki amiri olması (ve doğrudan düzenleyici bir rol üstlenmemiş olmanın getirdiği bir iletişimsizlik ya da umursamazlıkla) katılımları düşük düzeyde kalmıştır.

STK’ların ilgilendikleri konulara göre dağılımları ise, Tablo 6’da görülmektedir. Bir STK’nın birden fazla konuyla ilgilenebileceği gözönünde tutularak bu tablolar incelenmelidir. Görüldüğü gibi, çalışmamız boyunca iletişim kurduğumuz STK’ların en çok ilgilendikleri beş konu ve bunların bütün içindeki payları sırasıylaşöyledir : Meslek-özlük hakları (% 17), eğitim-gençlik (% 14), toplum kalkınması (% 13), kültür-sanat (% 12) ve sağlık-sosyal yardımdır (% 10). Bu beş konunun birlikte bütün içindeki payının % 65 olduğunu düşündüğümüzde, ilginin ne denli dağınık olduğunu daha kolay anlayabilmekteyiz. Değişik konularla ilgilenmekteki bu çeşitlilik, bir yönüyle bir zenginliktir; öte yanıyla birliktelikler kurmaktaki (güçbirliği) zorlukları da tanımlayan bir ölçüt olmaktadır.

STK’ların çoklukla ilgilendiği yukarıda beş konu bölge kalkınması bakımından da büyük önem taşıyan konular arasındadır. İnsan odaklı bir yaklaşımda, hiç kuşkusuz onun gelir durumu ve yaşama koşullarının büyük bir önemi vardır. İl ve bölge toplantılarında da paydaşlarla tartışılan ve onlar tarafından özellikle vurgulanan olgu, yoksulluk arttıkça, STK’lara katılımın da düştüğüdür. Bu yoksulluğun, grupçu (toplu) çözüm bulma arayışlarının yerine, kişisel çözüm arayışlarını (bireysel kurtuluş) arttırdığını ortaya koymaktadır. Bireysel kurtuluşun egemen olduğu ortamlarda ya STK’lar hiç kurulmaz, ya da kurulsa da yoz ve sağlıksız örgütlenmeler egemen olur.

Odak kişilere, bir toplum ya da örgüt önderi olarak neden kendilerinin dışındakilerinin sorunları ile ilgilendikleri sorulmuştur (Bakınız: EK-3 Odak Kişilerle Görüşme Sonuçları). Hiçbir ücret almaksızın görev yapan kişileri, bu yorucu ve zaman zaman da tehlikeli olabilen çalışmalara iten nedir? Paydaşlar, bunu toplumsal sorumluluk duygusuna bağlamaktadır (% 60). Bunun dışında daha düşük oranlarda olmakla birlikte tarihsel, kültürel ve doğal çevreye duyarlılık, boş zamanları değerlendirmek, bireysel ve toplumsal kimlik kazanmaktan sözedilmektedir. Paydaşlardan birinin “özürlülük bilinci”nin kendisini sosyal çalışmalara ittiğini belirtmesi, tarafımızdan dikkat çekici ve gelecek çalışmaları için de uyarıcı olarak bulunmuştur.

Demekki, paydaşların bireysel kaygılarını aşarak grupçu (toplumsal) sorumluluk duygusuna ulaşmaları STK çalışmalarında yer almaları için bir “gerek” şarttır. Üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken; belki de bölgede başlı başına araştırma konusu yapılması gereken, bu gerek şartın alt yapısını nelerin oluşturduğudur. Edindiğimiz izlenimler, öncelikle insanca yaşamaya elverecek gelir düzeyinin yakalanmasının, kendisinden başkalarının dertleriyle dertlenecek sevgi ve duyarlılığa ulaşmasının, dünyayı ve kendisinin bunun içindeki yerini kavramasına elverecek bir eğitimden geçmesinin bir STK içinde çalışmak için gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Bunların bulunmamasına karşın, STK’lar içinde yer alındığında, çok kısa zamanda bu yapılar, yoz ve sağlıksız yapılara dönüşmekte; iyi niyetli paydaşların hem bu örgütlerden ve hem de genel olarak STK’lardan soğumalarına yol açılmaktadır. Netekim, odak kişilerden “toplum örgütlerinin sorunlarının çözümlenmemesinde ve toplum yararına çalışamamalarında ve birliktelikler kuramamalarında” bu yoz ve sağlıksız yapılanmaları sorumlu tutanların oranı tüm içinde % 15’lik pay tutmakta olup, ağırlık sıralamasında 2.sırada yer almaktadır.

Yine sağlıksız olarak nitelenen ögelerden biri, STK çalışmaları ile siyasal çalışmalar arasında köprü kurulmasıdır. Odak kişi görüşmelerinde de kendisini gösteren bu öge (%8,6 sıklıkla ve ağırlık sıralamasında 4.sırada), bir yandan STK’lara katılımı sınırlarken, bir yandan da STK’ların tümünün “siyasallaşmış” olarak nitelenmesine yol açmaktadır. Bu da çalışmalarda çok önemli bir engel oluşturmaktadır.

Bazı paydaşlar, kendi dışındakilerin sorunlarıyla ilgilenme nedeni olarak bireysel ve toplumsal kimlik bulma (%11, ağırlık sıralamasında 3.sırada) isteğini göstermişlerdir. Bölgede sıklıkla dile getirilen STK kurma gerekçelerinden biri de, bazı paydaşların vali vb kamu otoriteleri ile görüşmede bir “kartvizit” sahibi olabilmek kaygılarıdır. Bir paydaş bunu “STK’lar bir başkanlar diyarıdır” diye tanımlamıştır. Kuramda bu bencil ve bireyci tutum, “kariyerizm” olarak nitelenmektedir. Bu da sağlıksız örgütlenmelerin önemli bir nedeni olup, bu alanda çalışanların aktif olarak üstüne gitmesi gereken bir olgudur. Kimlik kazanabilmek için değil, kimliğiyle o STK’yı güçlendirmek için STK’lara kurucu, başkan vb olunmalıdır.

Yoz örgütlenme diye nitelenen olgu ise, mezhep ve tarikat ağırlıklı örgütlenmeler çevresinde gelişen örgütlenme ve propaganda faaliyetleridir. Özellikle kültür-sanat ve eğitim-gençlik konularında odaklanan bu çalışmalar, aynı zamanda sosyal yardım-burs vb araçları kullanarak kendilerine gönüllü (ya da mürid) çekmektedirler. Özellikle bölge toplantısında, STK’ların hızla arınması ve afişe etmesi gereken örgütlenme tiplerinden biri olarak nitelenmişlerdir.

Toplum örgütlerinin (STK), topluma dönük üretici (işe vuruk) etkinlikler gerçekleştirmesi gerektiği konusunda çoğunluk görüşü oluşmuştur (Toplantılara katılanlarla arasında, STK’ların siyasal çalışmalar yapmasını isteyenler de bulunmaktadır). Bu etkinliklerin tanımlanması istendiğinde ilk üç sırayı

  • Eğitim ve kültürel etkinlikler 92 (% 32)
  • Toplumsal duya.rlılığın ve bilincin yükseltilmesi 43 (% 15)
  • İstihdam yaratıcı ve işsizliği önleyici çalışmalar 37 (% 13)
  • Sosyal çalışmalar 23 (% 8) almaktadır.

Gençlere ve kadınlara yönelik çalışmalar önerenlerin sayısı oldukça sınırlı kalmıştır. Bunun nedenini, toplantılardaki genç ve kadın paydaş sayısının azlığından kaynaklandığı düşünülmektedir. Ayrıca soruları yanıtlayan STK’ları “konu temelli örgütlenmiş” olanlarla sınırlı tutulduğunda, daha farklı bir tablo ortaya çıkacağı da açıktır. Ancak tüm STK’ların üzerinde görüş birliğine vardığı konu, eğitim ve duyarlılaştırma çalışmalarına yönelinmesi gerektiği olmuştur.

Ancak dikkat edilen odur ki, gerek kendi yürüttükleri etkinliklerde ve gerekse önerdikleri etkinliklerde, “söz” ağırlığı fazladır. Bu zaman zaman odak kişi formlarında da bölge toplantısı sonuçlarında da “somut iş” “eyleme geçmek” söylemleri ile dile getirilen bir eksikliğe işaret etmektedir. Yavaş yavaş STK’lar arasında “söz”ün ötesinde “uygulama” düşünceleri belirlemektedir.

Sözgelimi, istihdam ve işsizliği önleyici çalışmalarda sorumluluk alma isteğinin STK’lar arasında da yer bulmaya başladığı anlaşılmaktadır. Bu potansiyelin değerlendirilmesi gerekir. Çünkü bölgede, işsizlik, sosyal sorunların başında gelmektedir. Paydaş örgütlerinin üretici (işe vuruk) etkinliklerin, yeni istihdam alanları açacağı, “teknik beceri eğitimleri”, “kadın girişimciliğinin desteklenmesi” ve “sporun ve turizmin çok-bilimli bir yaklaşımla ve sektör temelinde geliştirilmesi” programlarını besleyebileceği düşünülmelidir. Ancak sürdürülebilirliğin STK’ların çapını aşacağının önceden hesaplanması gerekmektedir.

Bu çapta çalışmaları STK’ların tek başına gerçekleştirilmesi beklenemez. Bunun için öncelikle birlikte çalışma alışkanlığının kazandırılması ve birbirine güvenmelerinin sağlanması gerekir. Yaptığımız araştırmada, toplantılara katılan STK’ların 75 ‘inin (% 44) daha önce başka STK’larla birlikte çalışmalar yaptığı anlaşılmaktadır (Tablo 7). Bu zaten böyle bir eğilim bulunduğunu ortaya koymaktadır. Önemli olan önceki birlikteliklerin ayrıntılı incelenmesinden sonra, sosyal kalkınmaya destek olacak üretici etkinlikler doğrultusunda bu alışkanlığın geliştirilmesidir.

Bunun da ilk basamağı STK’lar arasındaki iletişimin geliştirilmesidir. İl toplantılarında tanık olduğumuz bir olgu, birbirinden haberi olmayan STK’ların azımsanmayacak ölçülerde olmasıdır.

İletişimin azlığı ile çalışma konuları arasında yer alan “toplantı, yayın, kamuoyu oluşturma, eğitim, araştırma, duyarlılaştırma” eylemlerinin çokluğu arasındaki birliktelik üzerinde durulması gereken bir konudur. Saydığımız etkinliklerin STK’ların tüm etkinlikleri içerisindeki payı % 73’tür (Tablo 8). STK’ların etkinsizliğinin altında yatan bir neden de işte bu karşıt ilişkidir. Her STK birbirinden habersiz ve eşgüdümsüz, toplantı yapmakta, eğitim semineri düzenlemekte, araştırma yapmakta vs varolan gücünü ve duyarlı toplumun sınırlı süresini kendince tüketmektedir. Sözgelimi, toplantılar aynı gün ve saatte düzenlenmekte, bu nedenle tüm toplantılar düşük katılımlarla gerçekleşebilmektedir. Ya da duyarlılık eşiği aşılan kişiler, bazı mesajları alırken, bir çoğu ile ilgilenememektedirler. Demekki, STK çalışmalarında iletişim-eşgüdüm ile etkinlik birbirinin ayrılmaz parçasıdır. Bu da güneydoğu anadolu bölgesindeki toplum örgütlerinde gözlenen eksikler arasında yer almaktadır.

İletişim-eşgüdüm eksikliği ile STK’ların tekrarlanan eylemlerinin bir başka yönü de finans kaynağı israfına neden olmasıdır. Gerek zaman ve gerekse bu eylemler için yapılan harcamalar, STK’ların zaten sınırlı olan finans kaynaklarını daha da azaltmaktadır. Buna karşın, finans kaynaklarındaki yetersizlik STK’ların çalışmalarında önemli engellerden biri olarak tanımlanmaktadır.

Finans konusu özellikle odak kişilerin görüşleri arasında ağırlıklı bir yer tutmaktadır. Ancak STK’ların gelirlerinin büyük ölçüde aidat ve bağışlara bağlanmış olması, finans sorununun büyük ölçüde yeni arayışların yaygınlık kazanmamasından ve hizmet gelirine ağırlık verilmemiş olmasıyla da desteklendiği düşünülmektedir (Tablo 9). Bu konuda aşağıya bir özet-tablo çıkarılmıştır. Görüldüğü gibi, proje geliri , kurs-eğitim çalışmaları ve hizmet geliri gibi kalemler oldukça az yer tutmaktadır.

Finans kaynağı

Aidat

Bağış

Sosyal

Faaliyet

Yerel ya da devlet katıkısı

Proje geliri

Kurs Eğitim

Taşınmaz geliri

Hizmet

TOPLAM

SAYI

136

114

60

20

15

12

6

8

371

Yüzde

37

31

16

5

4

3

2

2

%

Buraya kadar sunulan ve tartışılan tüm veriler, bölge toplantısında bir kez daha paydaşlar tarafından dile getirilmiştir. “Sorunlar” , “çözümler” ve “hedefler” başlıkları altında somutlaştırılan öneriler arasında da yer almaktadır (Bakınız EK-4).

V. DEĞERLENDİRME VE ÖNERİLER

Bölgedeki toplum örgütlerinde açığa vurulan sorunlar, tüm ülkede, toplum yararına çalışmalar yapan toplum örgütlerinin karşılaştıkları sorunlarla çakışmakta, ama, yöreye özgü koşullardan ötürü daha yakıcılık kazanmaktadır. Paydaşların, “demokratik ortamın geliştirilmesi”, “korku ve korkutmanın kaldırılması” söylemleri ile tanımladıkları ortamın ve bürokrasinin STK’ları olası bir tehdit kaynağı olarak gören yaklaşımlarının aşılması gerekir

Toplum örgütlerinin (STK), sosyal kalkınmanın vazgeçilmez bir aracı olduğu ve kalkınmanın insanlarla birlikte içinin doldurulması gerektiği, hem bölge halkına ve hem de bürokrasiye anlatılmalıdır.

Bütün bu engellere karşın kendi içine kapanmayıp, düşlerini ve özgünlüklerini ortaya döken bireylerle karşılaşmak umut verici olmuştur. Bu bireylerin bazıları bir toplum örgütü içerisinde yeralıp kendisini çoğalarak ifade etme olanağı bulmuştur (ya da seçmiştir). Bunun yanında hiç bir örgütle bağlantısı bulunmayan ve kendi başına bir duyarlılaştırma odağı olan kişiler vardır. “Odak kişi” adını verdiğimiz bu kişiler, bazen bir gazete çıkararak kendisini ifade etmekte; bazen de dost söyleşileri ve önerilerle toplumu yönlendirmektedir.

Toplumsal hareketliliğin arttırılmasında, “kaybolmamış duyarlılıkların ortaya çıkarılmasında” ve güçbirliği yoluyla iyi niyetli ama cılız örgütlerin güçlendirilmesinde, birarada ve tek tek köprüler kurulması gerekmektedir. Örgütlerin, “gerek GAP ve gerekse il sınırları içerisine kısılıp kalarak”, seslerini duyurabilmeleri ve güçlerini arttırabilmelerine olanak yoktur. Çalışmamızda ulaştığımız temel demeç, STK’ların artık yalnız bırakılmamaları gerektiğidir.

Bu saptamamızı doğrulayan en önemli bulgu, bölgede yapılan her toplantıdan sonra gözlediğimiz, hala kaybolmamış bir “umut”la ve başkaları için birşeyler yapabilme coşkusu ile STK önderlerinde yeni beklentilerin belirmesidir. Oluşan bu beklentileri sonuçsuz bırakmaya, toplum için çalışanları yeni yeni düş kırıklarına uğratılmamasına özen gösterilmelidir.

A) Kilit Öneriler

Bölgedeki tüm örgütlerin, bölge-dışı desteğe gereksinmesi vardır.

  • Ancak bu desteğin, devlet örgütleri aracılığı ile yapılmaması gerekmektedir. Çünkü, bölgedeki toplum örgütlerinde her şeyi devletten bekleme eğilimi vardır; bu kendilerinin özgün ve yaratıcı çözümlerini ortaya koymalarına ve sürdürülebilirlik konusunda özgüven kazanmalarını engellemektedir.
    • Bu örgütlerin en önemli özellikleri, bağımsızlıkları ve mücadelecilikleridir. Bu bakımdan yabancı kaynaklara bağımlı yapılar oluşturulması da doğru değildir. Öyleyse, bölgedeki toplum örgütlerinin gelişiminde, ister yerel sosyal devlet kurumlarından ister yabancı örgütlerden gelsin, yardımlara ancak kendi çizdikleri özgün çizgide bir “atılım” yapmaları gerektiği zaman başvurulmalıdır.
  • Bu desteklerin yerine STK’ların kendi aralarında ya da toplumu oluşturan birey ya da inisiyatiflerin destekleriyle ayakta durmaları daha önemlidir. Bunun için tıpkı GAP gibi koordinatör STK’lara gerek vardır. Gereksinmelerin karşılanması için yol gösteren ve gereğinde bağlar kuran kuruluşlar belirlenmelidir.
  • Koordinatör STK’lar uygulamasında, aktif olarak bölgede proje yürütmeyen ve deneyimi-sağladığı olanaklarla ülke çapında köprü olma özelliği gözönüne alınmalıdır. Bir PROJE olarak algılanması gereken bu uygulamada, kamu ve kamu-dışı kuruluşlarla bağ kurabilme olanağı ve GAP şemsiyesi sağlanmalıdır. Koordinatör STK’ların harcamalarının kamu (ya da yabancı örgüt) kaynaklarından karşılanması gerekir. Bu adı geçen kuruluşa, bölge ve bölge dışında daha rahat çalışma olanağı verecek ve ancak ileride GAP idaresinin aradan çekilmesiyle de sürdürülebilirliğini sağlayacak bir yapının oluşturulması seçeneğini de geliştirilmesi önkoşulu konulmalıdır.

Toplum örgütlerinin “başarı örneklerine” gereksinmeleri vardır. Paydaşlar, şimdiye değin çok konuşulduğunu ama toplum örgütlerine katkı verilmediğini düşünmektedirler. Kendilerine nasıl bir katkı yapılabileceği konusunda da yeterli düşünceleri yoktur. Kendi dünyaları içinde el yordamıyla hareket etmekte ve EGİTİMİ bir gereksinme olarak görmekle birlikte EĞİTİM içeriği yönünden ayrıntılı bir taslak sunamamaktadırlar.

  • Her ilde az katkıyla çok yarar elde edilebilecek STK’lar seçilerek desteklenmeli ve kısa sürede alınan sonuçların diger STK’lara duyurulması yoluyla onlar için de bir çekim alanı oluşturulmaya çalışılmalıdır.
  • Mutlaka bölgedeki örgütlerin bugüne değin düşünemedikleri boyutlarıyla birlikte bir EĞİTİM köprüsü kurulması gerekir. Hatta örgüt tiplerine ya da konularına göre daha özelleştirilmiş örnekler ortaya konulabilir (Örneğin spor örgütleri için spor bilimlerinin değişik branşlarının tanıtılması; sendikalar için sağlık ve güvenlik eğitimleri; gönüllü emeğinden yararlananlar için gönüllü yönetimi gibi)

Toplum örgütlerinin gereksinmelerini en iyi kendileri bilir.

  • Bu konuda merkezi bir planmanın yerine, onlarla doğrudan kurulan ilişki (bire bir) doğrultusunda, onların dile getirdikleri üzerinden gidilmelidir. Bazen istekleri mantıksız görünse de eğer büyük bir zorluk doğurmuyorsa, karşılanmalıdır. Bu davranış biçimi, özellikle onların bağımsızlıklarının desteklenmesi yönünden önemlidir.
  • Ancak çeşitli yüzyüze temaslar, toplantılar ve eğitimler yoluyla bazı gereksinmelerinin, toplum örgütleri tarafından hissedilmesine çalışılmalıdır.
  • Ancak ilişkilerde tepeden inmeciliğe, dayatmacılığa ve bilgiçlik taslamaya hiçbir zaman başvurulmamalıdır.

Bugüne değin özellikle kamu ya da uluslararası kaynaklardan yararlanmada, STK’lar arasında farklılıklar yaşanması, adaletsizlik duygusunu besleyen önemli kaynaklardan birisidir

  • Sözgelimi bazı STK’lara bütçe ile para aktarılmaktadır. Böylesi bir duygunun oluşmuş olması ile oluşmasına neden olan ortamın STK’lar üzerinde olumsuz etkileri bulunmaktadır.
  • Toplum örgütlerinin tümüne eşit uzaklıkta davranılmalıdır.
  • Hiçbir nedenle aralarında ayırım yapılmamalı ve “sosyal kalkınma” doğrultusundaki çalışmalara destek verilmelidir. Destek verilemeyen çalışmalardaki gerekçeler de büyük bir açıklıkla ve tüm toplum örgütlerinin duyabileceği ortamlarda konuşulmalıdır.

Birbirlerine coğrafi olarak çok yakın olan STK’ların bile birbirlerine destek olmak ve eylemlerine katkıda bulunmaları az rastlanır olgulardır. STK’lar “dertli örgütleri” olarak tanımlanabildiği gibi, “yalnız örgütler” olarak da tanımlanabilir.

  • STK’ların gereksinmeleri karşılanmaya çalışılırken, öncelikle bu gereksinmeleri birbirlerinden karşılamaları; ya da yardımlaşmaları önkoşulu öne çıkarılmalıdır.
  • Bu yalnızlığın daha derininde, bir başkasına güvenememe ve paylaşma-dayanışma kültürünün yerleşmemiş olması yatmaktadır. Öyleyse, yapılacak düzenli il toplantılarıyla birbirlerini dinleme-anlama ve görüşlerine saygı duymaları sağlanmalıdır.
  • Örgütlerin, birbirleriyle temaslarının arttırılması, gereksinmelerinin karşılanmasında ya da yeni yeni eylemler ortaya koymalarında da yeni olanaklar doğuracaktır.

Bölgedeki STK’lar daha önce yapılan toplantı ya da çalışmalardan yeterince yararlanamadıklarını ya da sürdürülemediğinden yakınmaktadırlar.

  • Çalışmaların sürdürülebilirliği mutlaka sağlanmalıdır.
  • Koordinatör STK’ların sık sık değiştirilmemesi; iletişimin ve güvenin sağlanması açısından önemlidir.
  • Bölgeyi ve temasta olunan insanların tanınması ve onlarla sosyal ilişkilerin geliştirilmesi önemlidir. Böylesi bağlar da çok kısa sürede kurulamamaktadır. Bunun için uzun soluklu ilişki ve çalışmalar düşünülmelidir.

B) Kilit Seçimler (Strateji önerileri) :

GAP İdaresi’nin, yeni onyıl için benimsediği, insan eksenli sosyal kalkınma yaklaşımı, bölge insanı tarafından da benimsenmektedir. İnsanı, egoizminden kurtaracak ve sosyalleşmesine olanak tanıyacak olan çalışma biçimi de paydaş örgütlenmeleridir.

Değişik özellikler göstermesi dolayısıyla, paydaş örgütleriyle (STK), farklı kümelere ayrılarak çalışılmalar yapılmalıdır. Sözgelimi, “meslek temeline ya da amacına göre örgütlenenler”, “konu temeline göre örgütlenenler”, “devlet işlevini desteklemek amacıyla kurulanlar” olmak üzere üç küme düşünülebilir.

  • *A* “Meslek temelinde ya da amacına göre örgütlenenler” : Sendikalar, meslek odaları, SİAD’lar, GİAD’lar
  • *B* “Konu temelinde örgütlenenler”: Kadın, çocuk-genç, özürlü, spor, doğayı koruma, müzik, tiyatro, kooperatif, hayvancılık, tarım-sulama, bazı şirketler vb
  • *C* “Sosyal devlet işlevini desteklemek amacıyla kurulanlar”: Sosyal yardımlaşma-dayanışma vakıfları, çevre koruma vakıfları, güçlendirme vakıfları, okul-aile birlikleri vb

A ve C konumundaki toplum örgütleri, hem değişik illerdeki eş’leriyle ve hem de ülke düzeyindeki tepe örgütleri ile iletişim içindedirler. A konumundaki sendika, meslek odası, iş örgütü (SİAD, GİAD vb) örgütler, kimliklerinin ve güçlerinin farkındadırlar. Onlar kendi meslek gruplarının hak ve çıkarlarını korumalarının gerektiği bilinçliliği ve eylemliliği içindedirler. Ancak meslek odalarınının kurulmalarını öngören yasalar, onlara aynı zamanda meslek alanlarında, toplum çıkarlarını koruma yükümlülüğünü de vermiş ve onlara yarı-kamusal işlev yüklemiştir; meslek üyelerinin zorunlu üyeliklerini öngörmüştür. Bu yönden aidat toplama ve yarı-kamu nitelikleri ile ürettikleri hizmetlerden gelir sağlamaları sözkonusudur. Zaten bu nitelikleri ile meslek odalarının ve sendikaların, ne ölçüde toplum örgütü (STK) oldukları tartışılmaktadır..

Sosyal kalkınma amacına katkıda bulunmaya en elverişli olan örgütler, “konu temelinde” kurulmuş olanlardır. Kaldı ki, STK’ların güçlendirilmesi düşünüldüğünde de, en az katkıyla en çok yarar sağlanabilecek, paydaş örgütü tipi de “konu temelli” olanlardır.

Konu temelinde örgütlenmiş ve tek başına çalışan örgütler (ve bazı koşullarda şube konumunda olanların) öncelikli hedef grup olarak seçilmesinin nedenleri şöyledir :

  • Çoklukla amaçları gereği üretime dönük (işe vuruk) çalışabilmeleri
  • Sosyal devletle yakın ilişkiler kurabilme olanakları dolayısıyla sosyal devletle toplumu buluşturan ögeler olmaları
    • “Sosyal devlet işlevini desteklemek amacıyla kurulan” vakıflarla bazı konularda işbirliği oluşturmalarının olanaklı olması (bu hem kamu işlevi ile toplumun buluşması ve hem de derneklerin gelir sağlayabilmeleri açısından önemlidir),
  • Konu temelli paydaş örgütlerinin, özgüven geliştirme, kendine rol biçme, kimlik bilinci, yasalar karşısındaki durumları, insan ilişkileri ve dayanışma gereksinmesi ve toplumda duyarlılık oluşturma yöntemleri konusunda eğitime ve desteğe gereksinmeleri olması,
  • Örgütler arası işbirliği ve günübirlik + dar açılı politikalardan kurtulmaları için yönlendirilme gereksinmesi vardır.

Ancak toplumu örgütlenmekten alıkoyan en ağırlıklı öge, bölgedeki “istihdam” ve “yoksulluk” sorunlarıdır. Bunların aşılması için STK’ların başlıca araç olarak seçilmesi “kilit” bir seçim olacaktır. Bu aracın geliştirilebilmesi için, “seçilmiş” STK’lar, istihdam ve yoksulluk konusunda kuramsal çerçeveyi öğrenmeli (eğitim görmeli), soruna müdahalede kendilerine özgü yöntemlerini geliştirmeli ve öncü uygulamalarla dersler çıkarmalıdırlar. Bu da mini-projeleri ve bu örgütlere mini katkıları gerektirir.

Bu mini-katkılara ek olarak, “konu temelinde kurulmuş örgütlerin” konuları ile uyuşan bağlantılar geliştirebilmeleri için ülke ölçeğinde birliktelikler oluşturmalarına ve köprüler kurulması çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Bunun günümüzdeki en güçlü olanağı web sayfaları başta olmak üzere elektronik iletişimdir.

“Konu temelinde paydaş örgütlenmesi”ne eğilindiğinde, bölgede üç “konu”ya ağırlık verilebilir . Bu üç konu dezavantajlı konumları ile sosyal politikalarda öne çıkan kadın, çocuk-genç ve özürlüler ile ilgili örgütlenmelerdir. Dezavantajlı konumları, düzenlediğimiz il toplantılarıyla bölge toplantısında da kendisini belli etmiş ve en düşük düzeyde katılan kümeler arasında yer almışlardır. Bu katılım düşüklüğü, özellikle kadın ve çocuk-gençlerin en düşük düzeyde örgütlenen gruplar arasında bulunmalarından kaynaklanmıştır. Kilit bir seçim olarak kadınların (ve gençlerin) toplum örgütü kurmaları ve kurulmuşlara katılmaları için özendirici çalışmalar yapılmalıdır. Özürlülerin bu iki kümeye oranla daha çok örgüte sahip olması ve toplantılarımıza katılma çabası içinde olması sevindiricidir; ama yeterli değildir. Dezavantajlı bu kümelere yönelik çalışmalar, yukarıda da değindiğimiz gibi istihdam boyutuyla desteklenmelidir.

Her ilde paydaş örgütlerine (STK) destek hizmeti vermesi planlanan bir elektronik iletişim odası ve bilim-sanat galerisi düşünülmelidir. Görevleri çok iyi tanımlanmış böyle bir mekanizmanın birer yıllık sürelerle, her ilde ve ilçede “seçilmiş” bir STK’ca yürütülmesi önerilir. Bu hem yönetimin hantallaşmasını ve hem de “güçsüz” diye nitelediğimiz STK’lara bir mikro-katkı olur.

Bölgede “konu temelinde” çalışmalar yapan ve özgün eylemleri ile bölgesel- ulusal-uluslararası ilgi çekebilecek nitelikte örgütler vardır. Ancak güçleri sınırlı ölçekte çalışmalar sürdürmeye elvermektedir. Geniş bir finansal kaynak desteği, çalışmalarının çapını büyütse de, sürdürülebilirliği sağlamaları olanaksızdır. Bu bakımdan, mikro-finansal katkılar dışında, bu örgütlerin gereksinme duydukları en önemli destek, birlikte olmak ve ortak etkinlikler oluşturmaktır. “Meslek temelinde örgütlenmiş olan STK”ların daha güçlü görünmelerinde ve kendilerini de güçlü hissetmelerindeki temel etmen, bu değindiğimiz, iletişim ve destek mekanizmalarını oluşturmuş olmalarıdır. Aynı etmen, daha da yoğunlaştırılmış olarak “sosyal devlet işlevini desteklemek amacıyla kurulmuş olan STK”lar için de geçerlidir.

O halde, “konu temelinde kurulmuş olan STK”ların bölgesel ve ülkesel düzeydeki “konu temelli” STK’larla buluşmasını sağlayan bir koordinasyona gereksinme vardır. Tüzel kişiliğe sahip olmasını önermediğimiz bu koordinatör rol, ülke ölçeğinde örgütlenmiş STK’larca yerine getirilebilir.

Böylesi bir destek ve dayanışma ağının örülmesi., aynı zamanda “konu temelinde” yeni yeni STK’ların kurulması için de özendirici olacaktır. “Daha çok STK, daha yoğun ilişki” belgisi bir yol gösterici olarak kullanılabilir. Bu da çalışmamıza yön veren GAP’ın on yıllık plan yaklaşımıyla da uyumludur.

Çalışmamız için geliştirdiğimiz bilgi formları, daha önce yapılan bir çok çalışma kullanılan araçlar incelenerek oluşturulmuştur. Bu formların, bölgede ulaşılma olanağı bulamayan kişi ve kurumların oluşturulmaya çalışılan “güçbirliği havuzuna” katılmaları için yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Bu, ileride hazırlanmasında yarar gördüğümüz “GAP’ın Toplum Örgütleri Rehberi” başlıklı bir çalışma için de bir model çalışma olarak alınması önerilmektedir.

Güneydoğu Anadolu bölgesi, GAP idaresinin de yerinde saptadığı gibi, sosyal kalkınmada ve sosyal hareketlilikte önder ve örnek ögeler taşıyan bir bölgedir. Ancak bu özelliklerin, mutlaka bölge-ötesi toplum örgütü ve gönüllü bağlantıları ile beslenmesi ve aradaki köprülerin geliştirilmesi, ülkenin geleceği açısından da büyük önem taşımaktadır.

 

VI. TEŞEKKÜR

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde toplum örgütlerinin biraraya getirilmesi ve güçlendirilmeleri gibi coşku verici bir projede Vakfımıza rol tanıyan GAP İdaresi yöneticilerine; bizi bölgede yalnız bırakmayan ve her türlü kolaylığı gösteren GAP İdaresi çalışanlarına; il ve bölge toplantılarına katılarak özveride bulunan ya da buna olanak bulamadıkları halde bilgi formlarına doldurarak bize ulaştırmak zahmetinde bulunan, gönlünü toplum örgütçülüğüne adayan paydaşlara ve bu çalışmanın yürütülmesinde büyük bir özveriyle emek harcayan gönüllülere teşekkürlerimizi sunarız.

VII. EKLER

EK-1

BİLGİ FORMLARI

GAP – STK BİLGİ FORMU Ocak 2001

Örgütün Adı ve Kısaltması :

Adresi :

İletişim kurulucak kişinin adı :

Telefon :

Faks :

e-posta :

Merkez bürosunun özellikleri :

  • Tek başına mı yoksa ortaklaşa mı kullanılıyor
  • Açık olduğu günler ve saatler
  • Mekan kaç kişilik toplanmalara elverir
  • Profesyonel çalışanı var mı (tam zamanlı, yarı zamanlı çalışan sayısını belirtiniz)?
  • Aktif olarak çalışan gönüllü sayısı
  • Merkezde gönüllü çekmek için ne gibi etkinlikler yapılıyor?
  • Örgüt mekanında bilgisayar vb teknik donanımlar var mı (belirtin)?

Şubesi (veya irtibat bürosu) varsa yerleri :

Örgütün faaliyetlerini yoğunlaştırdığı coğrafi alan :

( ) Mahalli ( ) İl düzeyi ( ) Bölge düzeyi ( ) Ulusal düzey

Kuruluş Tarihi :

Tescil biçimi :

  • Dernek
  • Vakıf
  • Oda
  • Sendika
  • Kooperatif
  • İş örgütleri
  • Hiç bir örgüte bağlı olmadan çalışan grup (yerel inisiyatif)
  • Dinsel örgüt
  • Diğer ( ……………….. )

Örgütün çalışma konusu :

  • Kültür ve sanat
  • Toplum kalkınması
  • Suç önleme
  • Eğitim ve gençlik konuları
  • İş ve işletme geliştirme
  • Çevre
  • Gıda ve beµlenme
  • Sağlık ve sosyal yardım
  • Konut ve barınma
  • Kırsal kalkınma
  • Turizm
  • Taşıma
  • Kentin geliştirilmesi, güzelleştirilmesi
  • Tabiat ve tarih varlıklarınına korunması
  • Diğer (………………………..)

 

Örgütün Çalışma Şekli:

  • Toplantı
  • Burs
  • Hizmet (Türünü belirtin: …………)
  • Kamuoyu aydınlatma
  • Yayın
  • Eğitim
  • Araştırma
    • Duyarılaştırma
  • Diğer ( …………… )

Yönetim organında merkezi yönetim (devlet, vilayet vb) veya yerel yönetim (belediye vb) temsilcisi var mı? Varsa temsil ettikleri Kurumun adı :

Örgütün insangücü (Üye ya da gönüllülerinin mesleksel bileşimleri ve katılım düzeyleri):

Üye Sayısı :

Son iki yıl içinde yeni üye kaydı yapıldı mı?

Üye profiliniz nedir ?

Üye ve gönüllülerin STK’ya ayırabildikleri süre :

Yeni üye kaydı için ne tür metodlar kullanılır ?

Üye ve gönüllülerin diğer STK çalışmalarına ayırabildikleri süre :

2000 yılı Bütçesi :

Başkanı :

Finansman Kaynakları (önemine göre numaralayınız) :

  • Üye aidatları
  • Bağış
  • Sosyal faaliyet geliri
  • Proje geliri
  • Taşınmaz mal geliri
  • Kurs-eğitim gibi hizmetlerden sağlanan gelir
  • Diğer (Belirtiniz : ………)

 

Süreli yayın çıkarıyor mu? Yayın aralığı ve adı :

Önemli hizmetleri (Bunlardan hala sürdürülenleri de belirtiniz) :

Başka örgütlerle birlikte herhangi ortak çalışma yapmak ister mi, girişimleri olmuş mu?

Başka örgütlerle birlikte herhangi ortak bir çalışma yürütmüş mü ?

Yeni proje önerileri :

Örgütü anımsatacak anahtar sözcükler :

Formu dolduranın adı, görevi ve imzası

İşbirliğiniz ve harcadığınız emek için teşekkür ederiz.

GAP – ODAK KİŞİ GÖRÜŞME FORMU Ocak 2001

Ad Soyadınız :

Doğum Yeriniz, Tarihi :

Cinsiyetiniz :

İletişim Adresiniz :

Tel :

Faks :

E-posta :

İşiniz :

İlgilendiğiniz konular :

İş dışı, kültür, sanat, spor etkinliği vb hobileriniz :

Kendinizin dışındakilerin sorunlarıyla ilgilenme nedenlerinizden üçünü yazar mısınız ?

 

Sizce, toplum örgütleri (STK) topluma dönük ve üretici ne tür çalışmalar yapmalı ? (Üçünü yazınız)

Toplum örgütlerinin (STK), daha güçlü olabilmeleri için neler gerekir? (Üçünü yazınız)

 

Toplum örgütlerinin (STK) sorunlarının çözümlenmesinde ve toplum yararına çalışmaların bu örgütlerin birlikteliklerinin kurulmasını engelleyen üç etmeni sayabilir misiniz ? (Üçünü yazınız)

  • .
  • .
  • .

 

Sorunlarının çözümlenmesinde ve toplum yararına çalışmaların toplum örgütlerinin (STK) birlikteliklerinin sağlanması için neler yapılmalı (Üçünü yazınız)

  • .
  • .
  • .

 

EK-2

TABLOLAR

TABLO 1

KATILIMCI STK’LARIN TESCİL BİÇİMİ

Batman

Mardin

Siirt

Diyarbakır

Şırnak

Ş.Urfa

Adıyaman

Kilis

G.Antep

TOPLAM

Dernek

4

12

5

16

1

3

25

8

17

91

Vakıf

3

7

6

1

1

2

1

12

33

Oda

4

4

1

12

6

3

3

6

39

Sendika

4

2

3

3

1

1

11

25

Kooperat

1

1

İş örgütü

1

1

1

1

4

Yerel ins

1

1

3

5

Dinsel ör

Spor kulü

1

12

13

Diğer

TOPLAM

16

24

8

39

8

10

45

11

50

211

 

TABLO 2

KATILIMCI STK’LARIN ÖRGÜTLENME AMAÇLARINA VE BAĞLANTILARINA GÖRE DAĞILIMLARI

Örgütlenme Amacı

Tek başına çalışan

Bağlantılı ya da şube biçiminde çalışan

TOPLAM

Meslek temelli

10 (% 12)

73 (% 88)

83

Konu temelli

72 (% 72)

28 (% 28)

100

Sosyal devlet işlevi-ne destek temelli

14 (% 64)

8 (% 36)

22

TOPLAM

94 (% 44)

119 (% 56)

213

* Satır yüzdesi alınmıştır.

TABLO 3

BÜRONUN KULLANIM BİÇİMİ

Batman

Mardin

Siirt

Dyarbakır

Şırnak

Ş.Urfa

Adıyaman

Kilis

G.Antep

Yok

1

2

8

2

1

3

17

Ortak

4

7

1

9

4

5

25

13

68

Tek

13

16

6

26

4

9

37

1

40

152

TOPLAM

17

24

7

37

8

22

64

2

56

256

 

TABLO 4

BÜRONUN AÇIK TUTULDUĞU ZAMAN DİLİMİ

Batman

Mardin

Siirt

Dyarbakır

Şırnak

Ş.Urfa

Adıyaman

Kilis

G.Antep

Hergün

12

22

7

25

7

9

37

7

45

171

Kısmen

1

2

5

1

1

10

TOPLAM

12

23

7

27

7

9

42

8

46

181

 

TABLO 5

BÜRONUN YAPILACAK TOPLANTILAR İÇİN ALABİLECEĞİ KİŞİ SAYISI

Batman

Mardin

Siirt

Dyarbakır

Şırnak

Ş.Urfa

Adıyaman

Kilis

G.Antep

Yok

2

3

5

– 15

2

2

4

3

2

3

16

16 +

10

13

4

17

4

16

37

2

31

134

TOPLAM

12

15

4

21

4

16

40

6

37

155

TABLO 6

KATILIMCI STK’NIN ÇALIŞMA KONUSU

Batman

Mardin

Siirt

Dyarbakır

Şırnak

Ş.Urfa

Adıyaman

Kilis

G.Antep

KültürSan

6

4

2

8

2

2

26

3

13

66

Top.Kalk

7

5

5

6

1

5

25

5

12

71

Suç önle

2

3

1

3

1

6

3

19

Eğt,Genç

7

10

3

13

1

1

21

6

15

77

İş İş gel

3

6

1

5

4

3

7

29

Çevre

5

4

3

11

1

2

1

2

5

34

Gıda Besl

4

1

2

1

2

5

15

Sağ Sos

5

9

6

10

1

5

5

16

57

Konut,Ba

3

4

2

1

1

1

3

15

Kırs Kalk

2

2

3

1

1

3

12

Turizm

1

3

1

2

1

1

1

2

1

13

Taşıma

2

1

1

4

Kent Kor

2

3

3

7

2

2

2

4

25

Tab Tarih

2

2

4

4

2

2

3

19

Mes Özlü

7

6

3

19

7

4

33

2

13

94

Kadın

2

1

2

5

Diğer

2

2

1

4

9

TOPLAM

50

71

35

99

24

20

124

34

107

564

 

TABLO 7

KATILIMCI STK’LARIN DAHA ÖNCE BAŞKA STK’LARLA BİRLİKTE ÇALIŞIP ÇALIŞMADIĞI

Batman

Mardin

Siirt

Dyarbakır

Şırnak

Ş.Urfa

Adıyaman

Kilis

G.Antep

Çalışmış

5

8

3

21

3

5

7

2

21

75

.. mamış

9

14

4

14

5

5

12

8

26

97

TOP

14

22

7

35

8

10

19

10

47

172

 

TABLO 8

NGO’NUN ÇALIŞMA ŞEKLİ

Batman

Mardin

Siirt

Dyarbakır

Şırnak

Ş.Urfa

Adıyaman

Kilis

G.Antep

TOP

Toplantı

8

12

1

14

3

9

33

5

24

109

Burs

1

1

5

6

1

7

21

Hizmet

8

10

1

18

2

4

5

3

35

86

Kamuoyu

7

6

13

6

6

4

16

58

Yayın

3

4

8

3

2

2

8

30

Eğitim

8

13

1

19

6

12

5

20

83

Araştırma

8

5

1

9

6

4

3

14

50

Duyarlılaş

6

2

9

4

2

3

8

34

Sosy.Etk

3

3

Spor

23

23

Diğer

1

1

1

3

TOPLAM

49

53

4

95

5

39

97

25

133

500

TABLO 9

NGO’LARDA FİNANSMAN KAYNAKLARI

Batman

Mardin

Siirt

Dyarbakır

Şırnak

Ş.Urfa

Adıyaman

Kilis

G.Antep

Aidat

5

16

25

9

40

6

35

136

Bağış

1

15

22

3

41

7

25

114

Sos Faal

1

4

10

2

32

4

7

60

Proje gel

1

3

5

2

1

3

15

Taşınmaz

3

1

2

6

Kurs Egt

1

2

7

2

12

Hizmet

1

1

6

8

Yerel yön ve devlet katkısı

2

5

4

1

2

1

5

20

TOPLAM

12

46

76

18

115

19

85

371

EK-3

ODAK KİŞİLERLE GÖRÜŞME SONUÇLARI

(Bir odak kişi sorulara bidrden fazla yanıt verebilir)

1 Kendisi dışındakilerin sorunlarıyla ilgilenme nedenleri

    • Toplumsal sorumluluk 156
    • Tarihsel, kültürel ve doğal çevreye duyarlılık 31
  • Boş zamanları değerlendirmek 29
  • Bireysel ve toplumsal kimlik kazanmak 13
  • Diğer 29

 

TOPLAM 259

2 Toplum örgütleri (STK) için, topluma dönük ve üretici çalışma önerileri :

  • Eğitim ve kültür 92
  • Toplumsal duyarlılık ve bilinç yükseltme 43
  • İstihdamın arttırılması ve işsizliğin önlenmesi 37

(kooperatif, yerel örgütler kurma)

  • Sosyal (ve somut) çalışmalar 23
    • Proje üretilmesi 21
    • Finansal kaynak gereksinmesi 15
  • İletişimin geliştirilmesi 12
  • Burs 5
  • Gençlere yönelik çalışmalar 3
  • Kadınlara yönelik çalışmalar 3
  • Diğer 33

 

TOPLAM 287

3 Toplum örgütlerinin (STK), daha güçlü olabilmeleri için gerekenler :

  • STK’ların işbirliği yapması 54
    • Yeterli finans kaynağı 45
    • Toplumsal bilinç 26
  • Üye kazanımı ve aydınlatması 27
  • Yerel yönetim ve devlet desteği 24
    • Demokratikleşme ve demokratik ortam 23
  • Basının kullanılması ve yeterli tanıtım 21
  • Yasaların düzeltilmesi 16
    • Dayanışma ve yardımlaşma 15
  • Eğitim 14
  • Sosyal (ve somut) çalışmalar 12
  • İletişimin arttırılması 11
  • Konfederasyon oluşturulması 3
  • Diğer 20

 

TOPLAM 311

4 Toplum örgütlerinin (STK) sorunlarının çözümlenmesinde ve toplum yararına çalışmaların bu örgütlerin birlikteliklerinin kurulmasını engelleyen etmenler :

  • Yasal ve bürokratik engeller 60
  • STK’ların sağlıksız örgütlenmeleri 55

 

(örgüt içi demokrasinin olmaması, kariyerizm)

  • Finansal kaynak yetersizliği 35
  • Örgütlerde siyasetten uzak durulmaması 31
  • Toplumsal duyarlılığın ve bilincin eksikliği 28
  • Demokratikleşme ve demokratik ortam 26
  • Örgütlenme bilincinin yetersizliği 23
  • İletişim yetersizliği 20
  • STK’ların aralarında işbirliği olmaması 17
    • Siyasal ve ideolojik engeller 15
  • Yeni üye kazanımı 14
    • Eğitim kültür 14
  • Geleneksel baskılar (feodal yapı) 8
  • Diğer 14

 

TOPLAM 360

5 Sorunlarının çözümlenmesinde ve toplum yararına çalışmaların toplum örgütlerinin (STK) birlikteliklerinin sağlanması için yapılması gerekenler :

    • STK’lar arasında diyalog ve işbirliği kurulması 85
  • Aynı amaçları olan STK’ların ortak çalışması 32
  • Demokratik ortam, toplumsal bilinç ve duyarlılık 29
  • Finans kaynağı 20
    • Eğitim kültür 20
    • Yasal ve bürokratik engeller 15
  • STK’lar topluma anlatılmalı (Basından yararlanma) 8
  • Platformlar kurulmalı 8
    • Koordinasyon 6
  • Toplumdan yardım istemeli ve bilinçlendirilmeli 5
  • Yerel yönetim ve devlet desteği 4
    • Siyasete katılmak 3
  • Maddi yardımlaşmanın ortak kullanılması 2
  • Diğer 22

 

TOPLAM 259

EK-4

BÖLGE TOPLANTISI SONUÇLARI

SORUNLAR

  • Anti-demokratik engeller, demokratikleşememe ve sivilleşememe
  • Neme-lazımcılık, bireyci yaklaşım, kollektif çalışma anlayışının olmaması
  • STK’ların olanaklarının yetersizliği, alt yapı sorunları
  • İstihdam ile ilgili sorunlar
  • STK’ların arasındaki iletişimsizlik, örgütlenmeyi önemsememek
  • Toplumsal eğitim yetersizliği
  • Siyasal tercihlerin STK’ları etkilemesi, siyasetçilerin STK’lardan rahatsız olması
  • STK yöneticilerine önyargılı davranılması
    • STK görüşlerinin yaygınlaştırılamaması, yeterli bilincin verilememesi
  • Halkın yoksullaşması ve halkın sorunlarına sahip çıkmaması
  • Toplumun üzerindeki baskılar
  • STK yöneticilerinin çıkarları için örgütü zorlamaları
  • Örgüt içi demokratik tutumun olmayışı
  • STK’lar arası yetersiz dayanışma
    • Yasalardan kaynaklanan sorunlar
  • STK’ların duyarsızlığı, seslendikleri kesime kendilerini anlatamamaları, olgunlaştırılan düşünceleri yeterince ilgili yerlere iletememeleri
    • STK’ların kendi sorunlarından çok farklı sorunlarla ilgilenmeleri
  • Cinsiyet ayırımcılığı
    • Mekan ve parasal kaynak ile ilgili sorunlar
  • Yeterli destek olmayışı, araç-gereç eksikliği
  • Nitelikli gönüllü bulamama, bireylerin güçlerinin farkında olmaması, örgütlenmenin öncelikli sorun olarak görülmemesi
  • Yoz örgütlenmelerle daha çok bölünmek

ÇÖZÜMLER

Tanıtım ve iletişimin arttırılması, STK’lı yaşamına özendirilmesi, birey olma bilincinin yerleştirilmesi

  • Parasal kaynaklar yaratmak, ekonomik sorunları aşmak için projeler üretmek
  • Mevzuat sorunları aşılması, yasal engellerin kaldırılması, STK’ların kurulmasının kolaylaştırılması
  • Eğitimin geliştirilmesi (kadınlar, gençler)
  • İdeolojik yaklaşımlardan kurtulunması, bağımsız ve objektif davranılması, politize olunmaması
  • STK’lara karşı olan “suç odakları” önyargısının aşılması
  • STK’ın kendi aralarındaki iletişimin arttırılması, ağ oluşturulması
  • STK’lar ile resmi kuruluşların iletişiminin geliştirilmesi
  • Geleneksel yapının kırılması
  • STK bağımsızlığı, demokratikleşmesi, desteklenmesi ve duyarlılığının arttırılması
  • Toplum bilinci oluşturulması, toplumsal refahın yükseltilmesi., temel eğitime demokrasi dersinin konulması
  • Örgütler arası işbirliğinin artması, STK’ların platform oluşturması, ortak mekanda toplantılar düzenlenmesi, konsey ve federasyon oluşturulması
  • Bireyselliğin terk edilmesi, sorunların üzerine gidilmesi, baskı unsuru olunması,
  • Kendini iyi tanıtmak ve amaçlar konusunda içtenlikli olunması
  • Hoşgörünün geliştirilmesi

HEDEFLER

  • İş, güç ve eylem birliği
  • Yalnızca siyasal değil,sosyal ve kültür yönünden de birliktelikler oluşturulması, birlikte festival ve benzeri etkinlikler düzenlenmesi
  • Dayanışmanın örgütlenmesi, ilişki ağının kurumsallaşması,
  • Yurttaş insiyatifleri oluşturmak ve somut programlarla yerel ve merkezi yönetimlere baskı oluşturulmalı
  • Tüm halkın katılımını sağlayan kent konseyleri oluşturulmalı
  • Kadın istihdamı öne çıkarılmalı
  • Düşünce atölyeleri kurulması, toplumun kendini ifade edebilmesinin sağlanması,
  • Parasal kaynak yaratmak.